Peygamberimiz Vesvese Gelince Ne Yapardı?

SelinKilic

Kayıtlı Kullanıcı
Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) vesvese geldiğinde birkaç belirli uygulamaya başvururdu. Hadis kaynaklarında aktarılan bilgilere göre bunların başında Eûzü besmele çekmek, Allah'a sığınmak ve namazı ya da abdesti bırakmak değil, devam etmek gelir. Bu konuda en sağlam bilgiler Sahîh-i Buhârî ve Sahîh-i Müslim'deki rivayetlerden aktarılmaktadır.

Vesvese özellikle namaz sırasında ya da abdest alırken baş gösterdiğinde Peygamberimiz sahabeye de aynı yolu göstermiştir: Şeytandan Allah'a sığın, vesveseyi dikkate alma ve yaptığın ibadete devam et. Bu tavsiye hem kendi uygulamasını hem de ümmetine rehberliğini yansıtır.

Peygamberimiz Vesveseye Karşı Ne Yapardı?​


Sahîh-i Müslim'de geçen bir rivayette Hz. Osman bin Ebu'l-As, namaz sırasında zihnine vesvese geldiğini Peygamberimize şikâyet eder. Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurur: "Bu şeytandır; adına Hanzeb denir. Onu hissedince şeytandan Allah'a sığın ve sol tarafına üç defa tükür." (Sahîh-i Müslim, Selam, 68)

Hz. Osman bu tavsiyeyi uyguladığını ve vesvesenin kendisinden uzaklaştığını aktarır.

Bu rivayetten anlaşılan temel uygulama şudur: Vesvese gelince paniklemek ya da ibadeti bırakmak yerine, şeytandan Allah'a sığınmak ve ardından ibadete devam etmek. "Sol tarafa üç defa tükürmek" ifadesi ise gerçek bir tükürme değil, hafifçe üflemek şeklinde anlaşılmıştır; nitekim bu yorum fıkıh âlimleri tarafından da benimsenmiştir.

Abdest ve Namaz Sırasındaki Vesveseye Yaklaşımı​


Peygamberimiz abdest vesvesesini de ele almıştır. Sahîh-i Müslim ve Sünen-i Ebî Dâvûd'da geçen rivayetlere göre bir sahabi, abdest alırken organlarını yıkayıp yıkamadığından şüphe ettiğini anlatır. Peygamberimizin cevabı nettir: Eğer gerçekten bir ıslaklık hissetmedikçe ya da bir ses duymadıkça abdesti bozan bir şeyin gerçekleştiğini kabul etme.

Bu yaklaşım, vesvesenin temel özelliğini ortaya koyar: Vesvese, gerçek bir şüphe değil, şeytanın ürettiği kuruntudur. Peygamberimiz bu kuruntunun peşinden gitmeyi değil, dikkate almamayı tavsiye etmiştir. Abdesti yeniden almak ya da namazı baştan kılmak için somut bir sebep olmadığı sürece ibadete devam etmek asıldır.

Eûzü Çekmek ve Allah'a Sığınmak​


Kur'an-ı Kerim'de de vesvese konusunda doğrudan bir yönlendirme bulunur. A'râf suresi 200. ayette şöyle buyurulur:

Arapça:
وَإِمَّا يَنزَغَنَّكَ مِنَ الشَّيْطَانِ نَزْغٌ فَاسْتَعِذْ بِاللَّهِ ۚ إِنَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ

Okunuşu:
Ve immâ yenzeğanneke mine'ş-şeytâni nezğun festeiz billâh, innehû semîun alîm.

Anlamı:
"Eğer şeytandan sana bir vesvese gelirse hemen Allah'a sığın. Şüphesiz O, işitendir, bilendir."

Kaynağı: Kur'an, A'râf suresi, 200. ayet

Peygamberimiz bu ayetin gösterdiği yolu hem sözleriyle hem de uygulamasıyla pekiştirmiştir. Eûzü çekmek yani "Eûzü billâhi mine'ş-şeytânirracîm" demek, vesvese anında başvurulan en temel uygulamadır.

Vesvese Karşısında Sükûneti Korumak​


Peygamberimizin vesveseye verdiği tepkinin belki de en dikkat çekici yönü, telaşlanmamasıdır. Hadis kaynaklarındaki rivayetlere bakıldığında, sahabeye verdiği tavsiyelerin ortak bir noktada buluştuğu görülür: Vesvese gelince onu büyütme, onunla uğraşma, ibadete devam et.

Sahîh-i Buhârî ve Sahîh-i Müslim'de aktarılan bir hadiste Peygamberimiz şöyle buyurur: "Şeytan birinize gelir ve 'bunu kim yarattı, şunu kim yarattı' der; sonunda 'Allah'ı kim yarattı?' diye sorar. Bu noktaya gelince hemen 'Eûzü billâhi mine'ş-şeytânirracîm' desin ve bu düşünceden vazgeçsin." (Sahîh-i Buhârî, Bed'ü'l-Halk, 11; Sahîh-i Müslim, İman, 214)

Bu hadis, özellikle inanç konusundaki vesvesede ne yapılacağını açıkça gösterir. Peygamberimiz bu tür düşüncelerle tartışmaya girmeyi değil, Allah'a sığınıp o düşünceyi terk etmeyi öğretmiştir.

Vesvesenin Şeytandan Geldiğini Bilmek​


Peygamberimizin bu konudaki öğretisinin özü şudur: Vesvese, müminin zayıflığının değil, şeytanın ısrarının işaretidir. Sahîh-i Müslim'de geçen bir rivayette Peygamberimiz şöyle buyurur: "Bu, imanın açık bir belgesidir." Yani kişinin vesveseyi fark edip rahatsızlık duyması, imanının canlılığına işaret eder.

Bu bakış açısı, vesveseyle mücadele eden bir mümin için son derece önemlidir. Vesvese gelmesi
 
Geri
Üst