DenizAksoy
Kayıtlı Kullanıcı
Peygamberler, tarih boyunca sıkıntı, tehlike ve zorluk anlarında doğrudan Allah'a yönelerek dua etmiştir. Kur'an-ı Kerim bu duaların büyük bölümünü bizzat aktarmış; böylece hem o peygamberlerin imanını hem de duanın nasıl yapılması gerektiğini sonraki nesillere öğretmiştir. Peygamberlerin korunma duaları denince akla önce bu Kur'anî dualar gelir: Hz. Yunus'un balığın karnında okuduğu dua, Hz. Musa'nın Firavun'dan kaçarken yaptığı nida, Hz. İbrahim'in ateşe atılmadan önceki tevekkülü ve Hz. Eyyüb'ün hastalık içindeki sığınması bunların en bilinenleri arasındadır.
Bu dualar yalnızca tarihî birer anlatı değildir. Müfessirler ve âlimler, söz konusu duaların içerdiği tevhid, tevekkül ve teslimiyetin her dönemde her insan için geçerli bir başvuru kaynağı olduğunu vurgular. Kulun Allah'a yönelme biçimini en saf hâliyle gösteren bu ifadeler, Kur'an'da muhafaza edilmiş ve müminlere örnek olarak sunulmuştur.
Hz. Yunus'un balığın karnında okuduğu dua, Kur'an'da açıkça aktarılan ve "Duâ-i Yunus" ya da "Tesbih Duası" olarak da bilinen bir niyazdır. Enbiya Suresi'nin 87. ayetinde şöyle geçer:
Arapça:
لَّا إِلَٰهَ إِلَّا أَنتَ سُبْحَانَكَ إِنِّي كُنتُ مِنَ الظَّالِمِينَ
Okunuşu:
Lâ ilâhe illâ ente subhâneke innî kuntu mine'z-zâlimîn.
Anlamı:
"Senden başka hiçbir ilah yoktur. Seni tenzih ederim. Şüphesiz ben zalimlerden oldum."
Kaynağı:
Kur'an-ı Kerim, Enbiya Suresi, 21:87
Bir sonraki ayette Allah, bu duanın ardından Hz. Yunus'u sıkıntıdan kurtardığını bildirir: "Biz de onun duasını kabul ettik ve onu üzüntüden kurtardık." (Enbiya, 21:88) Bu dua, özünde bir korunma talebinden çok derin bir teslimiyeti ve hatanın kabulünü barındırır; korunma ise bu teslimiyet üzerine bina edilir.
Hz. Eyyüb uzun ve ağır bir hastalık sürecinde Allah'a şöyle yalvarmıştır:
Arapça:
أَنِّي مَسَّنِيَ الضُّرُّ وَأَنتَ أَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ
Okunuşu:
Rabbî ennî messeniye'd-durru ve ente erhamü'r-râhimîn.
Anlamı:
"Rabbim! Bana gerçekten zarar dokundu; sen merhametlilerin en merhametlisisin."
Kaynağı:
Kur'an-ı Kerim, Enbiya Suresi, 21:83
Bu dua, şikâyet değil; bir itiraf ve sığınış olarak değerlendirilir. Hz. Eyyüb, durumunu Allah'a arz etmekte fakat nasıl bir çözüm istediğini dikte etmemektedir. Âlimler bu duanın edebini, kulun kendi çaresizliğini kabul ederek yalnızca Allah'ın rahmetine bırakması şeklinde açıklar.
Hz. Musa, Firavun'un karşısına çıkmadan önce Allah'tan güç, açık bir konuşma kabiliyeti ve destek istemiştir. Taha Suresi'nde bu dua şöyle geçer:
Arapça:
رَبِّ اشْرَحْ لِي صَدْرِي وَيَسِّرْ لِي أَمْرِي وَاحْلُلْ عُقْدَةً مِّن لِّسَانِي يَفْقَهُوا قَوْلِي
Okunuşu:
Rabbişrah lî sadrî, ve yessir lî emrî, vahlül ukdeten min lisânî, yefkahû kavlî.
Anlamı:
"Rabbim! Göğsümü genişlet, işimi kolaylaştır, dilimden düğümü çöz ki sözümü anlasınlar."
Kaynağı:
Kur'an-ı Kerim, Taha Suresi, 20:25-28
Bunun yanı sıra Hz. Musa ve kavminin deniz kenarında Firavun'un ordusuna yakalanma tehlikesiyle karşılaştığı anda Şuara Suresi'nde Allah'a olan tevekkülü aktarılır; ancak bu bölümde dua metni değil, imanın ifadesi öne çıkar.
Hz. İbrahim ateşe atılmadan önce "Hasbunallahu ve ni'me'l-vekîl" demiştir. Bu ifade Kur'an'da doğrudan Hz. İbrahim'e değil, Âl-i İmrân Suresi'nin 173. ayetinde müminlere atfedilmiş olmakla birlikte, hadis kaynaklarında bu sözün hem Hz. İbrahim hem de Hz. Peygamber tarafından büyük sıkıntı anlarında söylendiği rivayet edilmektedir.
Arapça:
حَسْبُنَا اللَّهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ
Okunuşu:
Hasbunallâhu ve ni'me'l-vekîl.
Anlamı:
"Allah bize yeter; O ne güzel vekildir."
Kaynağı:
Kur'an-ı Kerim, Âl-i İmrân Suresi, 3:173; Hz. İbrahim ile ilişkilendirilen rivayet için Buh
Bu dualar yalnızca tarihî birer anlatı değildir. Müfessirler ve âlimler, söz konusu duaların içerdiği tevhid, tevekkül ve teslimiyetin her dönemde her insan için geçerli bir başvuru kaynağı olduğunu vurgular. Kulun Allah'a yönelme biçimini en saf hâliyle gösteren bu ifadeler, Kur'an'da muhafaza edilmiş ve müminlere örnek olarak sunulmuştur.
Hz. Yunus'un Duası: Karanlıklar İçinden Yükselen Ses
Hz. Yunus'un balığın karnında okuduğu dua, Kur'an'da açıkça aktarılan ve "Duâ-i Yunus" ya da "Tesbih Duası" olarak da bilinen bir niyazdır. Enbiya Suresi'nin 87. ayetinde şöyle geçer:
Arapça:
لَّا إِلَٰهَ إِلَّا أَنتَ سُبْحَانَكَ إِنِّي كُنتُ مِنَ الظَّالِمِينَ
Okunuşu:
Lâ ilâhe illâ ente subhâneke innî kuntu mine'z-zâlimîn.
Anlamı:
"Senden başka hiçbir ilah yoktur. Seni tenzih ederim. Şüphesiz ben zalimlerden oldum."
Kaynağı:
Kur'an-ı Kerim, Enbiya Suresi, 21:87
Bir sonraki ayette Allah, bu duanın ardından Hz. Yunus'u sıkıntıdan kurtardığını bildirir: "Biz de onun duasını kabul ettik ve onu üzüntüden kurtardık." (Enbiya, 21:88) Bu dua, özünde bir korunma talebinden çok derin bir teslimiyeti ve hatanın kabulünü barındırır; korunma ise bu teslimiyet üzerine bina edilir.
Hz. Eyyüb'ün Duası: Hastalık ve Çaresizlik Anında Sığınış
Hz. Eyyüb uzun ve ağır bir hastalık sürecinde Allah'a şöyle yalvarmıştır:
Arapça:
أَنِّي مَسَّنِيَ الضُّرُّ وَأَنتَ أَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ
Okunuşu:
Rabbî ennî messeniye'd-durru ve ente erhamü'r-râhimîn.
Anlamı:
"Rabbim! Bana gerçekten zarar dokundu; sen merhametlilerin en merhametlisisin."
Kaynağı:
Kur'an-ı Kerim, Enbiya Suresi, 21:83
Bu dua, şikâyet değil; bir itiraf ve sığınış olarak değerlendirilir. Hz. Eyyüb, durumunu Allah'a arz etmekte fakat nasıl bir çözüm istediğini dikte etmemektedir. Âlimler bu duanın edebini, kulun kendi çaresizliğini kabul ederek yalnızca Allah'ın rahmetine bırakması şeklinde açıklar.
Hz. Musa'nın Duaları: Firavun'a Karşı Güç İsteme
Hz. Musa, Firavun'un karşısına çıkmadan önce Allah'tan güç, açık bir konuşma kabiliyeti ve destek istemiştir. Taha Suresi'nde bu dua şöyle geçer:
Arapça:
رَبِّ اشْرَحْ لِي صَدْرِي وَيَسِّرْ لِي أَمْرِي وَاحْلُلْ عُقْدَةً مِّن لِّسَانِي يَفْقَهُوا قَوْلِي
Okunuşu:
Rabbişrah lî sadrî, ve yessir lî emrî, vahlül ukdeten min lisânî, yefkahû kavlî.
Anlamı:
"Rabbim! Göğsümü genişlet, işimi kolaylaştır, dilimden düğümü çöz ki sözümü anlasınlar."
Kaynağı:
Kur'an-ı Kerim, Taha Suresi, 20:25-28
Bunun yanı sıra Hz. Musa ve kavminin deniz kenarında Firavun'un ordusuna yakalanma tehlikesiyle karşılaştığı anda Şuara Suresi'nde Allah'a olan tevekkülü aktarılır; ancak bu bölümde dua metni değil, imanın ifadesi öne çıkar.
Hz. İbrahim'in Duası: Ateşe Atılırken Tevekkül
Hz. İbrahim ateşe atılmadan önce "Hasbunallahu ve ni'me'l-vekîl" demiştir. Bu ifade Kur'an'da doğrudan Hz. İbrahim'e değil, Âl-i İmrân Suresi'nin 173. ayetinde müminlere atfedilmiş olmakla birlikte, hadis kaynaklarında bu sözün hem Hz. İbrahim hem de Hz. Peygamber tarafından büyük sıkıntı anlarında söylendiği rivayet edilmektedir.
Arapça:
حَسْبُنَا اللَّهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ
Okunuşu:
Hasbunallâhu ve ni'me'l-vekîl.
Anlamı:
"Allah bize yeter; O ne güzel vekildir."
Kaynağı:
Kur'an-ı Kerim, Âl-i İmrân Suresi, 3:173; Hz. İbrahim ile ilişkilendirilen rivayet için Buh