SelinKilic
Kayıtlı Kullanıcı
Dileğin hayırlısıyla gerçekleşmesi için okunabilecek en temel dua, Kur'an'da geçen İbrahim peygamberin duasına dayanan "Rabbena atina fid dünya haseneten ve fil ahirati haseneten ve kına azabennar" ayetidir; ancak bu konuda Hz. Peygamber'in bizzat öğrettiği ve doğrudan bu niyetle okunabilecek en güçlü kaynaklı uygulama İstihare namazı ve duasıdır. Bir işin, kararın ya da dileğin hayırlı olup olmadığını bilmek isteyenler için İstihare, hadislerde açıkça tarif edilmiş bir sünnettir. Sadece "dileğim gerçekleşsin" değil, "dileğim hayırlıysa gerçekleşsin, değilse uzak kalsın" diyebilmek; işte bu niyet, İslam'da duanın en olgun hâlini temsil eder.
Biz insanlar çoğu zaman bir şeyi çok istediğimizde o şeyin hayırlı olup olmadığını düşünmeyiz. Gönlümüzde bir dilek büyür, duaya oturduğumuzda da yalnızca o dileğin gerçekleşmesini isteriz. Oysa dinimiz bize çok daha derin bir kapı açmış: hayırlısını istemek. Bu yaklaşım, kulun kendi sınırlı bilgisini Allah'ın sonsuz ilmine teslim etmesi demektir.
İstihare, Arapçada "hayırlısını istemek" anlamına gelir. Bir işe karar veremeyen, doğru olanı bilmek isteyen kişinin iki rekât namaz kılıp ardından özel bir dua okuması şeklinde tarif edilmiştir. Bu uygulama, Buharî'nin Sahih'inde Cabir bin Abdullah'tan rivayet edilen bir hadise dayanır. Hz. Peygamber, İstihare duasını ashabına Kur'an suresi öğretir gibi öğretirdi; bu ifade hadisin kendisinde geçer ve uygulamanın ne denli önemsendiğini gösterir.
İki rekât namaz kılındıktan sonra şu dua okunur:
Arapça:
اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْتَخِيرُكَ بِعِلْمِكَ، وَأَسْتَقْدِرُكَ بِقُدْرَتِكَ، وَأَسْأَلُكَ مِنْ فَضْلِكَ الْعَظِيمِ، فَإِنَّكَ تَقْدِرُ وَلَا أَقْدِرُ، وَتَعْلَمُ وَلَا أَعْلَمُ، وَأَنْتَ عَلَّامُ الْغُيُوبِ. اللَّهُمَّ إِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ أَنَّ هَذَا الْأَمْرَ خَيْرٌ لِي فِي دِينِي وَمَعَاشِي وَعَاقِبَةِ أَمْرِي فَاقْدُرْهُ لِي وَيَسِّرْهُ لِي ثُمَّ بَارِكْ لِي فِيهِ، وَإِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ أَنَّ هَذَا الْأَمْرَ شَرٌّ لِي فِي دِينِي وَمَعَاشِي وَعَاقِبَةِ أَمْرِي فَاصْرِفْهُ عَنِّي وَاصْرِفْنِي عَنْهُ وَاقْدُرْ لِي الْخَيْرَ حَيْثُ كَانَ ثُمَّ أَرْضِنِي بِهِ
Okunuşu:
Allahümme innî estahîruke bi-ilmike ve estakdiruke bi-kudretike ve es'elüke min fadlikel-azîm. Fe-inneke takdiru ve lâ akdiru, ve ta'lemü ve lâ a'lemü, ve ente allâmül-guyûb. Allahümme in künte ta'lemü enne hâzel-emre hayrun lî fî dînî ve meâşî ve âkıbeti emrî fekdürhü lî ve yessirhü lî sümme bârik lî fîh. Ve in künte ta'lemü enne hâzel-emre şerrun lî fî dînî ve meâşî ve âkıbeti emrî fasrifhü annî vasrifnî anhü vakdür liyal-hayra haysü kâne sümme ardınî bih.
Anlamı:
"Allah'ım, ilminle senden hayırlısını dilerim. Kudretinle senden güç isterim. Büyük lütfundan sana yalvarırım. Sen gücü yetirirsin, ben yetiremem. Sen bilirsin, ben bilmem. Sen gizlilikleri en iyi bilensin. Allah'ım, bu işin benim için dinim, geçimim ve işimin sonu bakımından hayırlı olduğunu biliyorsan onu bana nasip et, kolaylaştır ve içinde bana bereket ver. Benim için dinim, geçimim ve işimin sonu bakımından şer olduğunu biliyorsan onu benden uzaklaştır, beni de ondan uzaklaştır; nerede olursa olsun hayırlıyı bana nasip et, sonra da beni onunla razı kıl."
Kaynağı: Buhârî, Teheccüd, 25; ayrıca Tirmizî ve Ebû Dâvûd'da da rivayet edilmiştir.
Duada "hâzel-emre" yani "bu iş" denilen yerde, kişi kendi dileğini veya kararını içinden ya da sessizce söyler. Hadislerde bu konuda farklı aktarımlar bulunsa da Hanefî mezhebinde kişinin o anda dileğini zihninde tutması yeterli kabul edilir.
Halk arasında İstihare'nin mutlaka rüyayla sonuçlanması gerektiği düşüncesi yaygındır. Ancak bu zorunlu değildir. Hadiste rüya şartı yer almaz. İstihare'den sonra kişinin kalbinde o işe karşı bir yönelim ya da uzaklaşma hissi oluşabilir; bu his bir işaret sayıl
Biz insanlar çoğu zaman bir şeyi çok istediğimizde o şeyin hayırlı olup olmadığını düşünmeyiz. Gönlümüzde bir dilek büyür, duaya oturduğumuzda da yalnızca o dileğin gerçekleşmesini isteriz. Oysa dinimiz bize çok daha derin bir kapı açmış: hayırlısını istemek. Bu yaklaşım, kulun kendi sınırlı bilgisini Allah'ın sonsuz ilmine teslim etmesi demektir.
İstihare Nedir ve Bu Niyetle Nasıl Okunur?
İstihare, Arapçada "hayırlısını istemek" anlamına gelir. Bir işe karar veremeyen, doğru olanı bilmek isteyen kişinin iki rekât namaz kılıp ardından özel bir dua okuması şeklinde tarif edilmiştir. Bu uygulama, Buharî'nin Sahih'inde Cabir bin Abdullah'tan rivayet edilen bir hadise dayanır. Hz. Peygamber, İstihare duasını ashabına Kur'an suresi öğretir gibi öğretirdi; bu ifade hadisin kendisinde geçer ve uygulamanın ne denli önemsendiğini gösterir.
İki rekât namaz kılındıktan sonra şu dua okunur:
Arapça:
اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْتَخِيرُكَ بِعِلْمِكَ، وَأَسْتَقْدِرُكَ بِقُدْرَتِكَ، وَأَسْأَلُكَ مِنْ فَضْلِكَ الْعَظِيمِ، فَإِنَّكَ تَقْدِرُ وَلَا أَقْدِرُ، وَتَعْلَمُ وَلَا أَعْلَمُ، وَأَنْتَ عَلَّامُ الْغُيُوبِ. اللَّهُمَّ إِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ أَنَّ هَذَا الْأَمْرَ خَيْرٌ لِي فِي دِينِي وَمَعَاشِي وَعَاقِبَةِ أَمْرِي فَاقْدُرْهُ لِي وَيَسِّرْهُ لِي ثُمَّ بَارِكْ لِي فِيهِ، وَإِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ أَنَّ هَذَا الْأَمْرَ شَرٌّ لِي فِي دِينِي وَمَعَاشِي وَعَاقِبَةِ أَمْرِي فَاصْرِفْهُ عَنِّي وَاصْرِفْنِي عَنْهُ وَاقْدُرْ لِي الْخَيْرَ حَيْثُ كَانَ ثُمَّ أَرْضِنِي بِهِ
Okunuşu:
Allahümme innî estahîruke bi-ilmike ve estakdiruke bi-kudretike ve es'elüke min fadlikel-azîm. Fe-inneke takdiru ve lâ akdiru, ve ta'lemü ve lâ a'lemü, ve ente allâmül-guyûb. Allahümme in künte ta'lemü enne hâzel-emre hayrun lî fî dînî ve meâşî ve âkıbeti emrî fekdürhü lî ve yessirhü lî sümme bârik lî fîh. Ve in künte ta'lemü enne hâzel-emre şerrun lî fî dînî ve meâşî ve âkıbeti emrî fasrifhü annî vasrifnî anhü vakdür liyal-hayra haysü kâne sümme ardınî bih.
Anlamı:
"Allah'ım, ilminle senden hayırlısını dilerim. Kudretinle senden güç isterim. Büyük lütfundan sana yalvarırım. Sen gücü yetirirsin, ben yetiremem. Sen bilirsin, ben bilmem. Sen gizlilikleri en iyi bilensin. Allah'ım, bu işin benim için dinim, geçimim ve işimin sonu bakımından hayırlı olduğunu biliyorsan onu bana nasip et, kolaylaştır ve içinde bana bereket ver. Benim için dinim, geçimim ve işimin sonu bakımından şer olduğunu biliyorsan onu benden uzaklaştır, beni de ondan uzaklaştır; nerede olursa olsun hayırlıyı bana nasip et, sonra da beni onunla razı kıl."
Kaynağı: Buhârî, Teheccüd, 25; ayrıca Tirmizî ve Ebû Dâvûd'da da rivayet edilmiştir.
Duada "hâzel-emre" yani "bu iş" denilen yerde, kişi kendi dileğini veya kararını içinden ya da sessizce söyler. Hadislerde bu konuda farklı aktarımlar bulunsa da Hanefî mezhebinde kişinin o anda dileğini zihninde tutması yeterli kabul edilir.
İstihare Sonrasında Ne Beklenmeli?
Halk arasında İstihare'nin mutlaka rüyayla sonuçlanması gerektiği düşüncesi yaygındır. Ancak bu zorunlu değildir. Hadiste rüya şartı yer almaz. İstihare'den sonra kişinin kalbinde o işe karşı bir yönelim ya da uzaklaşma hissi oluşabilir; bu his bir işaret sayıl