İstihare Duası Ne Zaman Okunur?

OguzYalcin

Kayıtlı Kullanıcı
İstihare duası, önemli bir karar öncesinde Allah'tan hayır ve bereket dilemek amacıyla kılınan bir namazın ardından okunur. Hadis kaynaklarında bu duanın ne zaman okunacağı açıkça belirtilmiştir: evlilik, iş, seyahat gibi hayatı doğrudan etkileyen kararlardan önce, farz namazlar dışında iki rekât nafile namaz kılındıktan hemen sonra okunur. Vakti gece ya da gündüz olabilir; belirli bir saat şartı yoktur.

İstihare, Arapçada "hayır talep etmek" anlamına gelir. Kişi, neyin daha hayırlı olduğunu bilmediği durumlarda Allah'a yönelir ve bu duayı okur. Dua, Buharî'nin Sahih'inde Hz. Câbir bin Abdillah'tan rivayet edilmiştir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) sahabeye Kur'an surelerini öğretir gibi istihare duasını öğrettiği nakledilmektedir.

İstihare Duası Hangi Kararlarda Okunur?​


İstihare, dinen caiz olan ve kişinin tereddüt yaşadığı önemli konularda okunur. Evlilik kararı, iş değişikliği, uzun bir yolculuk, büyük bir alışveriş ya da hayatı doğrudan etkileyen benzer durumlar bunların başında gelir.

Haram olan bir şey için istihare yapılmaz. Farz olan bir ibadeti yerine getirmek ya da haramı terk etmek gibi konularda da istihareye gerek yoktur; bunlarda zaten yapılması gereken bellidir. İstihare, ancak ikisi de caiz olan iki seçenek arasında kalındığında anlamlıdır.

İstihare Namazı Nasıl Kılınır?​


İstihare için önce iki rekât nafile namaz kılınır. Bu namazın farz namazlardan ayrı, yalnızca istihare niyetiyle kılınması gerekir. Namaz tamamlandıktan sonra, kıbleye dönük hâlde dua okunur.

Birinci rekâtta Fatiha'dan sonra Kâfirûn suresi, ikinci rekâtta ise İhlâs suresi okunması bazı rivayetlerde belirtilmiş olmakla birlikte bu husus kesin bir şart olarak aktarılmamıştır. Namazı tamamladıktan sonra Allah'a hamd ve Hz. Peygamber'e salâvat getirilerek istihare duasına geçilir.

İstihare Duası Arapça Metni, Okunuşu ve Anlamı​


Aşağıdaki dua, Sahih-i Buharî'de (Kitabü't-Teheccüd, hadis no: 1166) Hz. Câbir'den rivayet edilmiştir.

Arapça:

اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْتَخِيرُكَ بِعِلْمِكَ، وَأَسْتَقْدِرُكَ بِقُدْرَتِكَ، وَأَسْأَلُكَ مِنْ فَضْلِكَ الْعَظِيمِ، فَإِنَّكَ تَقْدِرُ وَلَا أَقْدِرُ، وَتَعْلَمُ وَلَا أَعْلَمُ، وَأَنْتَ عَلَّامُ الْغُيُوبِ. اللَّهُمَّ إِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ أَنَّ هَذَا الْأَمْرَ خَيْرٌ لِي فِي دِينِي وَمَعَاشِي وَعَاقِبَةِ أَمْرِي فَاقْدُرْهُ لِي وَيَسِّرْهُ لِي ثُمَّ بَارِكْ لِي فِيهِ، وَإِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ أَنَّ هَذَا الْأَمْرَ شَرٌّ لِي فِي دِينِي وَمَعَاشِي وَعَاقِبَةِ أَمْرِي فَاصْرِفْهُ عَنِّي وَاصْرِفْنِي عَنْهُ، وَاقْدُرْ لِي الْخَيْرَ حَيْثُ كَانَ ثُمَّ أَرْضِنِي بِهِ

Okunuşu:

Allâhümme innî estahîruke bi-ilmike ve estakdiruke bi-kudretike ve es'elüke min fadlike'l-azîm. Fe-inneke takdiru ve lâ akdiru ve ta'lemü ve lâ a'lemü ve ente allâmü'l-ğuyûb. Allâhümme in künte ta'lemü enne hâze'l-emre hayrun lî fî dînî ve meâşî ve âkıbeti emrî fekdürhü lî ve yessirhü lî sümme bârik lî fîh. Ve in künte ta'lemü enne hâze'l-emre şerrun lî fî dînî ve meâşî ve âkıbeti emrî fasrifhü annî vasrifnî anhü vakdir liye'l-hayra haysü kâne sümme ardınî bih.

Anlamı:

"Allah'ım! Senin ilminle senden hayır dilerim. Senin kudretinle senden güç isterim. Senin büyük lütfundan sana yalvarırım. Sen güç yetiririsin, ben yetiremem. Sen bilirsin, ben bilemem. Sen gaybları hakkıyla bilensin. Allah'ım! Bu işin benim için dinimde, geçimde ve işimin sonucunda hayırlı olduğunu biliyorsan onu bana nasip et ve kolaylaştır, sonra onda bana bereket ver. Eğer bu işin benim için dinimde, geçimimde ve işimin sonucunda şerli olduğunu biliyorsan onu benden uzaklaştır, beni de ondan uzaklaştır. Hayır nerede olursa onu bana takdir et, sonra beni onunla razı kıl."

Kaynağı: Sahih-i Buharî, Kitabü't-Teheccüd, hadis no: 1166

Hadiste duanın "hâze'l-emr" (bu iş) kısmında, kişinin kalbinden ya da diliyle kendi işini zikredeceği belirtilmi
 
Geri
Üst