OguzYalcin
Kayıtlı Kullanıcı
Kadir Gecesi, İslam inancına göre bin aydan hayırlı olan ve Kur'an'ın indirilmeye başlandığı mübarek bir gecedir. Bu gecede okunabilecek uzun dualar arasında en önce gelen, Hz. Aişe'den (r.a.) rivayet edilen ve Tirmizî'de geçen meşhur dua olan "Allahümme inneke afüvvün tühibbül afve fa'fu annî" duasıdır. Buna ek olarak Kadir Gecesinde Kur'an'dan uzun dua ayetleri, Hz. Peygamber'den rivayet edilen sabah-akşam duaları ve kapsamlı istiğfar duaları okunabilir. Bu gecenin uzun tutulması, yalnızca tek bir dua ezberlemekten çok; tövbe, istiğfar, salavat ve kişisel niyazları kapsayan bütünlüklü bir dua hâliyle geçirilmesiyle anlam kazanır.
Kadir Gecesi, sıradan bir ibadet gecesi değildir. Kur'an'ın 97. suresi olan Kadir Suresi bu gecenin önemine açıkça işaret eder: "Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır; melekler ve Ruh o gecede Rablerinin izniyle her iş için iner dururlar; o gece, tanyeri ağarıncaya kadar bir esenliktir." (Kadir Suresi, 1–5) Bu çerçevede gecenin duayla, istiğfarla ve uzun ibadetlerle ihya edilmesi sünnetle de teşvik edilmiştir.
Hz. Aişe (r.a.) şöyle sorar: "Ya Rasulallah, Kadir Gecesi'ne denk gelirsem ne diyeyim?" Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şu duayı öğretir:
Arapça:
اللَّهُمَّ إِنَّكَ عَفُوٌّ تُحِبُّ الْعَفْوَ فَاعْفُ عَنِّي
Okunuşu:
Allahümme inneke afüvvün tühibbül afve fa'fu annî.
Anlamı:
"Allah'ım! Sen çok affedicisin, affetmeyi seversin; beni de affet."
Kaynağı:
Tirmizî, Deavât, 84; İbn Mâce, Duâ, 5.
Bu dua kısadır fakat Kadir Gecesi'ne özgü olarak rivayet edilmiş tek duadır. Uzun bir gece ihyasında bu duanın tekrar tekrar okunması ve etrafında diğer duaların örülmesi, alimlerin genel tavsiyesiyle örtüşür. Yalnız bu duanın belirli sayıda okunması gerektiğine dair güvenilir bir rivayet bulunmaz; kişi samimiyetle, içten ve istediği kadar okuyabilir.
Kur'an'da pek çok ayet doğrudan dua cümlesi içerir. Kadir Gecesi gibi mübarek bir vakitte bu ayetlerin anlamlarını düşünerek okunması, gecenin derinliğini artırır.
Bakara Suresi'nin son iki ayeti (285–286), Hz. Peygamber'in "Bu iki ayeti kim gece okursa ona yeter" buyurduğu rivayetiyle (Buhârî, Fedâilü'l-Kur'ân, 10) bilinir. 286. ayette geçen uzun dua bölümü şöyledir:
Arapça:
رَبَّنَا لَا تُؤَاخِذْنَا إِن نَّسِينَا أَوْ أَخْطَأْنَا ۚ رَبَّنَا وَلَا تَحْمِلْ عَلَيْنَا إِصْرًا كَمَا حَمَلْتَهُ عَلَى الَّذِينَ مِن قَبْلِنَا ۚ رَبَّنَا وَلَا تُحَمِّلْنَا مَا لَا طَاقَةَ لَنَا بِهِ ۖ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا ۚ أَنتَ مَوْلَانَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ
Okunuşu:
Rabbenâ lâ tuâhizhnâ in nesînâ ev ahta'nâ, Rabbenâ ve lâ tahmil aleynâ isran kemâ hameltehû alellezîne min kablinâ, Rabbenâ ve lâ tuhammilnâ mâ lâ tâkate lenâ bih, va'fu annâ, vağfir lenâ, verhamnâ, ente mevlânâ fensurnâ alel kavmil kâfirîn.
Anlamı:
"Rabbimiz! Unutur ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma. Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize ağır yük yükleme. Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmeyeceği şeyi taşıtma. Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim Mevlâmızsın; kâfir topluma karşı bize yardım et." (Bakara, 2/286)
Kaynağı:
Bakara Suresi, 286. ayet.
Yine Al-i İmran Suresi'nin 8–9. ayetlerindeki dua, kalbin haktan sapmaması için içten bir niyazı dile getirir:
Arapça:
رَبَّنَا لَا تُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ إِذْ هَدَيْتَنَا وَهَبْ لَنَا مِن لَّدُنكَ رَحْمَةً ۚ إِنَّكَ أَنتَ الْوَهَّابُ
Okunuşu:
Rabbenâ lâ tüziğ kulûbenâ ba'de iz hedeytenâ ve heb lenâ min ledünke rahmeh, inneke entel vehhâb.
Anlamı:
"Rabbimiz! Bizi doğru yola ilettikten sonra kalplerimizi saptırma; bize katından rahmet bağışla. Şü
Kadir Gecesi, sıradan bir ibadet gecesi değildir. Kur'an'ın 97. suresi olan Kadir Suresi bu gecenin önemine açıkça işaret eder: "Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır; melekler ve Ruh o gecede Rablerinin izniyle her iş için iner dururlar; o gece, tanyeri ağarıncaya kadar bir esenliktir." (Kadir Suresi, 1–5) Bu çerçevede gecenin duayla, istiğfarla ve uzun ibadetlerle ihya edilmesi sünnetle de teşvik edilmiştir.
Kadir Gecesinde Okunacak En Temel Dua: Hz. Aişe'nin Rivayeti
Hz. Aişe (r.a.) şöyle sorar: "Ya Rasulallah, Kadir Gecesi'ne denk gelirsem ne diyeyim?" Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şu duayı öğretir:
Arapça:
اللَّهُمَّ إِنَّكَ عَفُوٌّ تُحِبُّ الْعَفْوَ فَاعْفُ عَنِّي
Okunuşu:
Allahümme inneke afüvvün tühibbül afve fa'fu annî.
Anlamı:
"Allah'ım! Sen çok affedicisin, affetmeyi seversin; beni de affet."
Kaynağı:
Tirmizî, Deavât, 84; İbn Mâce, Duâ, 5.
Bu dua kısadır fakat Kadir Gecesi'ne özgü olarak rivayet edilmiş tek duadır. Uzun bir gece ihyasında bu duanın tekrar tekrar okunması ve etrafında diğer duaların örülmesi, alimlerin genel tavsiyesiyle örtüşür. Yalnız bu duanın belirli sayıda okunması gerektiğine dair güvenilir bir rivayet bulunmaz; kişi samimiyetle, içten ve istediği kadar okuyabilir.
Kadir Gecesinde Okunabilecek Uzun Kur'an Duaları
Kur'an'da pek çok ayet doğrudan dua cümlesi içerir. Kadir Gecesi gibi mübarek bir vakitte bu ayetlerin anlamlarını düşünerek okunması, gecenin derinliğini artırır.
Bakara Suresi'nin son iki ayeti (285–286), Hz. Peygamber'in "Bu iki ayeti kim gece okursa ona yeter" buyurduğu rivayetiyle (Buhârî, Fedâilü'l-Kur'ân, 10) bilinir. 286. ayette geçen uzun dua bölümü şöyledir:
Arapça:
رَبَّنَا لَا تُؤَاخِذْنَا إِن نَّسِينَا أَوْ أَخْطَأْنَا ۚ رَبَّنَا وَلَا تَحْمِلْ عَلَيْنَا إِصْرًا كَمَا حَمَلْتَهُ عَلَى الَّذِينَ مِن قَبْلِنَا ۚ رَبَّنَا وَلَا تُحَمِّلْنَا مَا لَا طَاقَةَ لَنَا بِهِ ۖ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا ۚ أَنتَ مَوْلَانَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ
Okunuşu:
Rabbenâ lâ tuâhizhnâ in nesînâ ev ahta'nâ, Rabbenâ ve lâ tahmil aleynâ isran kemâ hameltehû alellezîne min kablinâ, Rabbenâ ve lâ tuhammilnâ mâ lâ tâkate lenâ bih, va'fu annâ, vağfir lenâ, verhamnâ, ente mevlânâ fensurnâ alel kavmil kâfirîn.
Anlamı:
"Rabbimiz! Unutur ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma. Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize ağır yük yükleme. Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmeyeceği şeyi taşıtma. Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim Mevlâmızsın; kâfir topluma karşı bize yardım et." (Bakara, 2/286)
Kaynağı:
Bakara Suresi, 286. ayet.
Yine Al-i İmran Suresi'nin 8–9. ayetlerindeki dua, kalbin haktan sapmaması için içten bir niyazı dile getirir:
Arapça:
رَبَّنَا لَا تُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ إِذْ هَدَيْتَنَا وَهَبْ لَنَا مِن لَّدُنكَ رَحْمَةً ۚ إِنَّكَ أَنتَ الْوَهَّابُ
Okunuşu:
Rabbenâ lâ tüziğ kulûbenâ ba'de iz hedeytenâ ve heb lenâ min ledünke rahmeh, inneke entel vehhâb.
Anlamı:
"Rabbimiz! Bizi doğru yola ilettikten sonra kalplerimizi saptırma; bize katından rahmet bağışla. Şü