SelinKilic
Kayıtlı Kullanıcı
Korku, insanın en derin ve en ham duygularından biridir. Karanlıktan, yalnız kalmaktan, hastalıktan, bilinmezden ya da sırf açıklanamayan bir sıkıntıdan kaynaklansın; korku kalbi daraltır, nefesi keser ve insanı çaresiz bırakır. Böyle anlarda en sahici sığınak, Allah'a yönelmektir. Korku için en güzel dua hangisidir sorusunun cevabı, Kur'an ve hadislerde birden fazla kaynakla desteklenmektedir. Bunların başında Bakara suresinin 286. ayetinin son kısmında geçen "Hasbünallahu ve ni'mel vekîl" zikri ile Hz. Peygamber'in (s.a.v.) sıkıntı ve korku anlarında okuduğu rivayet edilen dualar gelmektedir.
Korku, Kur'an'da defalarca ele alınmış; Allah'a tevekkül etmenin ve O'ndan yardım dilemenin bu duygunun panzehiri olduğu açıkça ifade edilmiştir. Kulun korktuğu anlarda ne okuyacağını bildiren rivayetler de hadis kaynaklarında mevcuttur. Bu nedenle korku için okunacak duayı ararken hem Kur'an ayetlerine hem de güvenilir hadis kaynaklarına dayanmak gerekir.
Korku ve sıkıntı anlarında Kur'an'da doğrudan dua cümlesi içeren ya da bu bağlamda okunması tavsiye edilen ifadelerin en bilineni "Hasbünallahu ve ni'mel vekîl" zikridir. Bu ifade, Kur'an'da Âl-i İmrân suresinin 173. ayetinde geçmektedir. Ayette, Uhud sonrasında büyük bir orduyla karşılaşacakları söylenen sahabelerin bu tehdit karşısında söyledikleri nakledilir:
Arapça:
حَسْبُنَا اللَّهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ
Okunuşu:
Hasbünallahu ve ni'mel vekîl.
Anlamı:
"Allah bize yeter; O ne güzel vekildir."
Kaynağı:
Kur'an, Âl-i İmrân suresi, 3/173.
Buhari'de yer alan bir rivayette Hz. Peygamber (s.a.v.), bu ayetin Hz. İbrahim'in ateşe atılırken söylediği söz olduğunu da bildirmiştir. Bu iki büyük imtihanda aynı sözün geçmesi, ifadenin korku ve tehdit karşısında kalbin nasıl bir yere tutunması gerektiğini göstermesi bakımından son derece anlamlıdır.
Korku anlarında okunabilecek bir diğer ayet, Tevbe suresinin 129. ayetidir. Bu ayet doğrudan bir dua cümlesi içermekle birlikte, Hz. Peygamber'in sıkıntı ve bunalım zamanlarında bunu okuduğuna dair rivayet de bulunmaktadır:
Arapça:
حَسْبِيَ اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ
Okunuşu:
Hasbiyallahu lâ ilâhe illâ huve, aleyhi tevekkeltü ve huve rabbül arşil azîm.
Anlamı:
"Allah bana yeter. O'ndan başka ilah yoktur. Ben yalnızca O'na dayandım. O, büyük arşın Rabbidir."
Kaynağı:
Kur'an, Tevbe suresi, 9/129. Ebu Davud'da bu ayetin sabah akşam yedi defa okunmasına ilişkin bir rivayet yer almaktadır; ancak bu rivayetin sıhhati konusunda hadis alimlerinin değerlendirmeleri farklılık göstermektedir.
Hadis kaynaklarında korku, kaygı ve sıkıntı için Hz. Peygamber'den (s.a.v.) rivayet edilen en kapsamlı dua, "dua-i gam" ya da "Peygamber'in sıkıntı duası" olarak tanınan şu ifadedir. Bu dua Buhari ve Müslim'de yer almaktadır:
Arapça:
اللَّهُمَّ إِنِّي عَبْدُكَ وَابْنُ عَبْدِكَ وَابْنُ أَمَتِكَ، نَاصِيَتِي بِيَدِكَ، مَاضٍ فِيَّ حُكْمُكَ، عَدْلٌ فِيَّ قَضَاؤُكَ، أَسْأَلُكَ بِكُلِّ اسْمٍ هُوَ لَكَ سَمَّيْتَ بِهِ نَفْسَكَ، أَوْ أَنْزَلْتَهُ فِي كِتَابِكَ، أَوْ عَلَّمْتَهُ أَحَدًا مِنْ خَلْقِكَ، أَوِ اسْتَأْثَرْتَ بِهِ فِي عِلْمِ الْغَيْبِ عِنْدَكَ، أَنْ تَجْعَلَ الْقُرْآنَ رَبِيعَ قَلْبِي، وَنُورَ صَدْرِي، وَجَلَاءَ حُزْنِي، وَذَهَابَ هَمِّي
Okunuşu:
Allahümme innî abdüke vebnü abdike vebnü emetike, nâsıyetî bi-yedike, mâdin fiyye hükmüke, adlün fiyye kadâuke, es'elüke bikülli ismin hüve leke semmeyte bihi nefseke ev enzeltehu fî kitâbike ev allemtehu ehaden min halkıke ev iste'serte bihi fî ilmil-ğaybi indeke en tec'alel-Kur'âne rabî'a kalbî ve nûra sadrî ve celâe huznî ve zehâbe hemmî.
Anlamı:
"Allah'ım! Ben Senin kulun, kulunun oğlu ve car
Korku, Kur'an'da defalarca ele alınmış; Allah'a tevekkül etmenin ve O'ndan yardım dilemenin bu duygunun panzehiri olduğu açıkça ifade edilmiştir. Kulun korktuğu anlarda ne okuyacağını bildiren rivayetler de hadis kaynaklarında mevcuttur. Bu nedenle korku için okunacak duayı ararken hem Kur'an ayetlerine hem de güvenilir hadis kaynaklarına dayanmak gerekir.
Korku Anında Okunabilecek Kur'an Kaynaklı Zikir ve Ayetler
Korku ve sıkıntı anlarında Kur'an'da doğrudan dua cümlesi içeren ya da bu bağlamda okunması tavsiye edilen ifadelerin en bilineni "Hasbünallahu ve ni'mel vekîl" zikridir. Bu ifade, Kur'an'da Âl-i İmrân suresinin 173. ayetinde geçmektedir. Ayette, Uhud sonrasında büyük bir orduyla karşılaşacakları söylenen sahabelerin bu tehdit karşısında söyledikleri nakledilir:
Arapça:
حَسْبُنَا اللَّهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ
Okunuşu:
Hasbünallahu ve ni'mel vekîl.
Anlamı:
"Allah bize yeter; O ne güzel vekildir."
Kaynağı:
Kur'an, Âl-i İmrân suresi, 3/173.
Buhari'de yer alan bir rivayette Hz. Peygamber (s.a.v.), bu ayetin Hz. İbrahim'in ateşe atılırken söylediği söz olduğunu da bildirmiştir. Bu iki büyük imtihanda aynı sözün geçmesi, ifadenin korku ve tehdit karşısında kalbin nasıl bir yere tutunması gerektiğini göstermesi bakımından son derece anlamlıdır.
Korku anlarında okunabilecek bir diğer ayet, Tevbe suresinin 129. ayetidir. Bu ayet doğrudan bir dua cümlesi içermekle birlikte, Hz. Peygamber'in sıkıntı ve bunalım zamanlarında bunu okuduğuna dair rivayet de bulunmaktadır:
Arapça:
حَسْبِيَ اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ
Okunuşu:
Hasbiyallahu lâ ilâhe illâ huve, aleyhi tevekkeltü ve huve rabbül arşil azîm.
Anlamı:
"Allah bana yeter. O'ndan başka ilah yoktur. Ben yalnızca O'na dayandım. O, büyük arşın Rabbidir."
Kaynağı:
Kur'an, Tevbe suresi, 9/129. Ebu Davud'da bu ayetin sabah akşam yedi defa okunmasına ilişkin bir rivayet yer almaktadır; ancak bu rivayetin sıhhati konusunda hadis alimlerinin değerlendirmeleri farklılık göstermektedir.
Hadislerde Korku ve Sıkıntı İçin Rivayet Edilen Dua
Hadis kaynaklarında korku, kaygı ve sıkıntı için Hz. Peygamber'den (s.a.v.) rivayet edilen en kapsamlı dua, "dua-i gam" ya da "Peygamber'in sıkıntı duası" olarak tanınan şu ifadedir. Bu dua Buhari ve Müslim'de yer almaktadır:
Arapça:
اللَّهُمَّ إِنِّي عَبْدُكَ وَابْنُ عَبْدِكَ وَابْنُ أَمَتِكَ، نَاصِيَتِي بِيَدِكَ، مَاضٍ فِيَّ حُكْمُكَ، عَدْلٌ فِيَّ قَضَاؤُكَ، أَسْأَلُكَ بِكُلِّ اسْمٍ هُوَ لَكَ سَمَّيْتَ بِهِ نَفْسَكَ، أَوْ أَنْزَلْتَهُ فِي كِتَابِكَ، أَوْ عَلَّمْتَهُ أَحَدًا مِنْ خَلْقِكَ، أَوِ اسْتَأْثَرْتَ بِهِ فِي عِلْمِ الْغَيْبِ عِنْدَكَ، أَنْ تَجْعَلَ الْقُرْآنَ رَبِيعَ قَلْبِي، وَنُورَ صَدْرِي، وَجَلَاءَ حُزْنِي، وَذَهَابَ هَمِّي
Okunuşu:
Allahümme innî abdüke vebnü abdike vebnü emetike, nâsıyetî bi-yedike, mâdin fiyye hükmüke, adlün fiyye kadâuke, es'elüke bikülli ismin hüve leke semmeyte bihi nefseke ev enzeltehu fî kitâbike ev allemtehu ehaden min halkıke ev iste'serte bihi fî ilmil-ğaybi indeke en tec'alel-Kur'âne rabî'a kalbî ve nûra sadrî ve celâe huznî ve zehâbe hemmî.
Anlamı:
"Allah'ım! Ben Senin kulun, kulunun oğlu ve car