DenizAksoy
Kayıtlı Kullanıcı
Vesvese geldiğinde yapılacak en temel şey, hemen "Eûzü billâhi mine'ş-şeytânirracîm" demek ve Allah'a sığınmaktır. Bu, bir tavsiye değil; doğrudan Kur'an'ın emridir. Fussilet suresi 36. ayette Allah şöyle buyurur: "Şeytan tarafından sana bir vesvese gelirse hemen Allah'a sığın. Şüphesiz O, her şeyi işiten, her şeyi bilendir." Yani vesveseden korunmanın yolu, önce onu tanımak, sonra bu bilinen ve kaynaklı sığınma duasıyla ona karşı durmaktır.
Vesvese, özellikle namaz esnasında, ibadet sırasında ya da Allah hakkında şüphe uyandıran düşünceler biçiminde geldiğinde insanı derinden bunaltabilir. Fakat bu düşüncelerin zihne gelmesi kişiyi günahkâr yapmaz; önemli olan bu düşüncelere kapılmamak ve onları kovmak için doğru adımı atmaktır.
Kur'an'da vesvese konusunda doğrudan yönlendirme içeren iki ayet öne çıkar. Bunlardan ilki Fussilet suresi 36. ayettir:
Arapça:
وَإِمَّا يَنزَغَنَّكَ مِنَ الشَّيْطَانِ نَزْغٌ فَاسْتَعِذْ بِاللَّهِ ۖ إِنَّهُ هُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ
Okunuşu:
Ve immâ yenzağanneke mine'ş-şeytâni nezğun festaid billâh, innehu huve's-semîu'l-alîm.
Anlamı:
"Şeytan tarafından sana bir vesvese gelirse hemen Allah'a sığın. Şüphesiz O, her şeyi işiten, her şeyi bilendir."
Kaynağı: Fussilet suresi, 36. ayet.
Bir diğeri ise A'râf suresi 200. ayettir; içerik ve anlam bakımından bu ayetle büyük benzerlik taşır ve aynı emri pekiştirir:
Arapça:
وَإِمَّا يَنزَغَنَّكَ مِنَ الشَّيْطَانِ نَزْغٌ فَاسْتَعِذْ بِاللَّهِ ۚ إِنَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ
Okunuşu:
Ve immâ yenzağanneke mine'ş-şeytâni nezğun festaid billâh, innehu semîun alîm.
Anlamı:
"Şeytan seni dürtecek olursa hemen Allah'a sığın. Şüphesiz O, her şeyi işiten, her şeyi bilendir."
Kaynağı: A'râf suresi, 200. ayet.
Bu iki ayet, vesvese anında yapılacak şeyin ne olduğunu açıkça ortaya koyar: Kelam üretmek değil, Allah'a sığınmak. Yani "Eûzü billâhi mine'ş-şeytânirracîm" demek bu ayetlerin doğrudan uygulamasıdır.
Namaz esnasında gelen vesvese ayrı bir endişe kaynağıdır; çünkü kişi hem ibadet etmeye çalışmakta hem de zihninin dağıldığını fark etmektedir. Müslim'de yer alan bir hadiste Hz. Peygamber (s.a.v.), namazda vesvese veren şeytanın "Hanzeb" olarak adlandırıldığını belirtmiş ve şu tavsiyede bulunmuştur: Sol tarafa üç kez hafifçe tükürmek (üflemek) ve "Eûzü billâhi mine'ş-şeytânirracîm" demek. Sahabeden Osman b. Ebi'l-Âs bu konuda Hz. Peygamber'e şikâyette bulunmuş, aldığı cevap da bu olmuştur.
Kaynağı: Müslim, Selâm, 32 (hadis no: 2203).
Burada dikkat edilmesi gereken bir nokta şudur: Namaz içinde vesvese geldiğinde namazı bozmak gerekmez. Sığınma duasını içten okumak, zihni yeniden namaza çekmeye çalışmak ve vesveseli düşüncelerin peşinden gitmemek yeterlidir.
Bazen kişinin zihnine Allah'ın varlığı, sıfatları ya da dini hakkında rahatsız edici sorular ya da şüpheler düşebilir. Bu durum çok sayıda sahabeyi de etkilemiş ve Hz. Peygamber'e sorulmuştur. Buharî ve Müslim'de yer alan bir hadiste sahabe bu durumu Hz. Peygamber'e aktarmış; O da şöyle buyurmuştur: "Bu, imanın ta kendisidir." Yani bu tür düşüncelerin zihne gelmesinden rahatsız olmak, onları reddetmek istemek, aslında imanın bir işaretidir.
Kaynağı: Buhârî, Bed'ü'l-halk, 11; Müslim, İman, 211.
Aynı hadiste bu tür vesveseler geldiğinde "Âmentü billâhi ve rusulih" (Allah'a ve peygamberlerine inandım) denmesi tavsiye edilmiştir. Bir rivayette ise "Huve'l-evvelu ve'l-âhiru ve'z-zâhiru ve'l-bâtın" — yani Hadid suresi 3. ayetinin okunması yönünde yönlendirme yapıldığı aktarılır; ancak bu rivayetin sıhhati konusunda hadis alimleri farklı değerlendirmelerde bulunmuştur. Bu nedenle bu rivayeti kesin bir kaynak olarak sunmak doğru olmaz.
Güvenli ve kaynaklı olan şudur: Bu tür düşünceler geldiğinde onları zihnin ürettiği bir vesvese olarak tanımak, üzerinde durmadan geçip gitmelerine izin vermek ve "Eûzü billâhi mine'ş-şeytânirracîm" diyerek Allah'a sığınmak.
Vesvese, özellikle namaz esnasında, ibadet sırasında ya da Allah hakkında şüphe uyandıran düşünceler biçiminde geldiğinde insanı derinden bunaltabilir. Fakat bu düşüncelerin zihne gelmesi kişiyi günahkâr yapmaz; önemli olan bu düşüncelere kapılmamak ve onları kovmak için doğru adımı atmaktır.
Vesveseden Korunmak İçin Okunacak Ayet ve Dua
Kur'an'da vesvese konusunda doğrudan yönlendirme içeren iki ayet öne çıkar. Bunlardan ilki Fussilet suresi 36. ayettir:
Arapça:
وَإِمَّا يَنزَغَنَّكَ مِنَ الشَّيْطَانِ نَزْغٌ فَاسْتَعِذْ بِاللَّهِ ۖ إِنَّهُ هُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ
Okunuşu:
Ve immâ yenzağanneke mine'ş-şeytâni nezğun festaid billâh, innehu huve's-semîu'l-alîm.
Anlamı:
"Şeytan tarafından sana bir vesvese gelirse hemen Allah'a sığın. Şüphesiz O, her şeyi işiten, her şeyi bilendir."
Kaynağı: Fussilet suresi, 36. ayet.
Bir diğeri ise A'râf suresi 200. ayettir; içerik ve anlam bakımından bu ayetle büyük benzerlik taşır ve aynı emri pekiştirir:
Arapça:
وَإِمَّا يَنزَغَنَّكَ مِنَ الشَّيْطَانِ نَزْغٌ فَاسْتَعِذْ بِاللَّهِ ۚ إِنَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ
Okunuşu:
Ve immâ yenzağanneke mine'ş-şeytâni nezğun festaid billâh, innehu semîun alîm.
Anlamı:
"Şeytan seni dürtecek olursa hemen Allah'a sığın. Şüphesiz O, her şeyi işiten, her şeyi bilendir."
Kaynağı: A'râf suresi, 200. ayet.
Bu iki ayet, vesvese anında yapılacak şeyin ne olduğunu açıkça ortaya koyar: Kelam üretmek değil, Allah'a sığınmak. Yani "Eûzü billâhi mine'ş-şeytânirracîm" demek bu ayetlerin doğrudan uygulamasıdır.
Namaz İçindeki Vesvesede Ne Yapılır?
Namaz esnasında gelen vesvese ayrı bir endişe kaynağıdır; çünkü kişi hem ibadet etmeye çalışmakta hem de zihninin dağıldığını fark etmektedir. Müslim'de yer alan bir hadiste Hz. Peygamber (s.a.v.), namazda vesvese veren şeytanın "Hanzeb" olarak adlandırıldığını belirtmiş ve şu tavsiyede bulunmuştur: Sol tarafa üç kez hafifçe tükürmek (üflemek) ve "Eûzü billâhi mine'ş-şeytânirracîm" demek. Sahabeden Osman b. Ebi'l-Âs bu konuda Hz. Peygamber'e şikâyette bulunmuş, aldığı cevap da bu olmuştur.
Kaynağı: Müslim, Selâm, 32 (hadis no: 2203).
Burada dikkat edilmesi gereken bir nokta şudur: Namaz içinde vesvese geldiğinde namazı bozmak gerekmez. Sığınma duasını içten okumak, zihni yeniden namaza çekmeye çalışmak ve vesveseli düşüncelerin peşinden gitmemek yeterlidir.
Allah Hakkında Vesvese Gelirse Ne Yapılır?
Bazen kişinin zihnine Allah'ın varlığı, sıfatları ya da dini hakkında rahatsız edici sorular ya da şüpheler düşebilir. Bu durum çok sayıda sahabeyi de etkilemiş ve Hz. Peygamber'e sorulmuştur. Buharî ve Müslim'de yer alan bir hadiste sahabe bu durumu Hz. Peygamber'e aktarmış; O da şöyle buyurmuştur: "Bu, imanın ta kendisidir." Yani bu tür düşüncelerin zihne gelmesinden rahatsız olmak, onları reddetmek istemek, aslında imanın bir işaretidir.
Kaynağı: Buhârî, Bed'ü'l-halk, 11; Müslim, İman, 211.
Aynı hadiste bu tür vesveseler geldiğinde "Âmentü billâhi ve rusulih" (Allah'a ve peygamberlerine inandım) denmesi tavsiye edilmiştir. Bir rivayette ise "Huve'l-evvelu ve'l-âhiru ve'z-zâhiru ve'l-bâtın" — yani Hadid suresi 3. ayetinin okunması yönünde yönlendirme yapıldığı aktarılır; ancak bu rivayetin sıhhati konusunda hadis alimleri farklı değerlendirmelerde bulunmuştur. Bu nedenle bu rivayeti kesin bir kaynak olarak sunmak doğru olmaz.
Güvenli ve kaynaklı olan şudur: Bu tür düşünceler geldiğinde onları zihnin ürettiği bir vesvese olarak tanımak, üzerinde durmadan geçip gitmelerine izin vermek ve "Eûzü billâhi mine'ş-şeytânirracîm" diyerek Allah'a sığınmak.