Kur'an'daki Bütün Dua Ayetleri

OguzYalcin

Kayıtlı Kullanıcı
Kur'an'da dua niteliği taşıyan ayetler tek bir sure veya belirli bir bölümde toplanmış değildir; Mushaf'ın başından sonuna dağılmış hâlde bulunur. Bu ayetlerin bir kısmı doğrudan Allah'a yönelen istek ve yakarış cümleleridir, bir kısmı ise peygamberlerin ağzından aktarılan ve Kur'an'ın bizzat bize öğrettiği dualardır. Bunların tamamını "dua ayeti" olarak nitelendirmek mümkündür; çünkü içerik olarak Allah'a yönelik bir talep, tevekkül, şükür veya istiğfar bildirirler.

Kur'an'ın dua içeren ayetlerini incelerken şunu baştan netleştirmek gerekir: Her dua ayeti bir sure değildir, her sure de dua içermez. Fatiha suresi baştan sona bir dua metni iken Bakara'nın son iki ayeti (Âmenerresulü olarak bilinen bölüm) hem iman ikrarı hem de dua cümlesi içerir. Peygamberlerin dilinden aktarılan dualar ise Kur'an'ın kıssa anlatıları içine serpiştirilmiş biçimde karşımıza çıkar.

Kur'an'da Dua Olarak Bilinen Temel Ayetler​


Kur'an'daki dua ayetlerinin en bilinenleri şunlardır:

Fatiha suresi (1/1–7) Kur'an'ın bütünüyle dua niteliği taşıyan tek suresidir. "İhdinas sırâtel müstakîm" yani "Bizi doğru yola ilet" cümlesi, her namazda tekrarlanan temel bir yakarıştır.

Bakara suresi 286. ayet, "Rabbenâ lâ tüâhiznâ in nesînâ ev ahta'nâ" diye başlayan ve kulun güç yetiremeyeceği yükten korunmayı istediği bir duadır. Bu ayet Âl-i İmrân'ın 8. ayetiyle birlikte "Rabbenâ duaları" denen kategorinin en tanınan örneklerindendir.

Bakara 201. ayette "Rabbenâ âtinâ fid dünyâ haseneten ve fil âhirati haseneten ve kınâ azâbennâr" geçer. Dünya ve ahiret iyiliği ile cehennem azabından korunmayı talep eden bu dua, Hz. Peygamber'in de sık okuduğu rivayetiyle hadis kaynaklarında da yer alır.

Peygamberlerin Kur'an'da Geçen Duaları​


Kur'an, pek çok peygamberin duasını doğrudan aktarır. Bu dualar hem tarihi bağlamlarıyla hem de evrensel anlamlarıyla okunabilir.

Hz. İbrahim'in duaları Kur'an'da en geniş yer tutan peygamber duaları arasındadır. Bakara 127–128. ayetlerde Kâbe'yi inşa ederken yaptığı dua, İbrahim suresi 40–41. ayetlerde ise nesli ve soyu için ettiği yakarış aktarılır. "Rabbicalnî mukîmes salâti ve min zürriyyetî" (İbrahim 40) bunlardan biridir.

Hz. Eyyûb'un "Rabbî innî messeniyeddurru ve ente erhamürrâhimîn" (Enbiyâ 83) duası, sıkıntı ve hastalık anında okunan en kısa ve en yoğun dua örneklerinden biri olarak bilinir. Kur'an'ın bu ayeti aktarmasındaki amaç, sabrın ve Allah'a yönelişin bir örneği olarak sunmaktır.

Hz. Yunus'un "Lâ ilâhe illâ ente sübhâneke innî küntü minezzâlimîn" (Enbiyâ 87) duası, Kur'an'ın doğrudan öğrettiği ve sıkıntıdan kurtuluşla ilişkilendirdiği bir dua metnidir. Aynı surenin 88. ayetinde Allah'ın bu duayı kabul ettiği bildirilir.

Hz. Zekeriyya'nın "Rabbî lâ tezernî ferden ve ente hayrul vârisîn" (Enbiyâ 89) duası, çocuk sahibi olmak için yaptığı yakarışın bir parçasıdır ve Kur'an bu duayı kabul edilmiş bir örnek olarak sunar.

Hz. Süleyman'ın "Rabbî evziânî en eşküre nimetekelleti en'amte aleyye" (Neml 19) duası, şükür niyetiyle yapılan dua örneklerinden biridir.

Rabbenâ ile Başlayan Dua Ayetleri​


"Rabbenâ" yani "Ey Rabbimiz" ifadesiyle başlayan dua cümleleri Kur'an'da özellikle yoğundur. Bu dualar Bakara, Âl-i İmrân, A'râf, İbrahim ve Haşr surelerinde kümelenmiş biçimde görülür.

Âl-i İmrân 8. ayette "Rabbenâ lâ tüziğ kulûbenâ ba'de iz hedeytenâ" geçer; hidayetten sonra kalplerin kaydırılmaması için yapılan bu dua, özellikle imanın korunması niyetiyle okunur.

Âl-i İmrân 193–194. ayetlerde "Rabbenâ innenâ semi'nâ münâdiyen yünâdî lil îmân" ile başlayan uzun bir dua pasajı bulunur. Bu dua, iman edenlerin günahlardan arındırılma ve ahirette yüz kara çıkmama talebini içerir.

Haşr suresi 10. ayette ise "Rabbenağfir lenâ ve li ihvâninel lezîne sebekûnâ bil îmân" geçer; hem kendiler hem de önce iman eden kardeşler için bağışlanma talep edilir. Bu ayet, müminler arasındaki dayanışma ruhunu yansıtan bir dua örneğidir.

Kur'an'ın Doğrudan Öğrettiği Dualar​


Kur'an'da yalnızca peygamberlerin değil, bizzat okuyucunun okuması için sunulmuş dua cümleleri de vardır. Bunlar genellikle "de ki" anlamına gelen "kul" ifadesiyle başlar veya bağlamdan doğrudan hitap olduğu anlaşılır.

İsrâ suresi 80. ayette "Rabbî edhilnî müdhale sıdkın ve ahricnî muhrace
 
Geri
Üst