DenizAksoy
Kayıtlı Kullanıcı
Peygamberimiz Hz. Muhammed'in (s.a.v.) yemek adabı; sofra duasından çatal bıçak kullanımına, yeme miktarından oturma biçimine kadar ayrıntılı biçimde sahih hadislerle aktarılmıştır. Bu adabın özü, besmeleyle başlamak, sağ elle yemek, önündekinden yemek ve midenin üçte birini boş bırakmaktır. Peygamberimizin uyguladığı bu sünnetler, hem sağlıklı bir yaşamın hem de Allah'a şükrün somut bir ifadesidir.
Sofranın başına oturan biri için bu adabı bilmek, günlük bir alışkanlığı ibadete dönüştürmenin en pratik yollarından biridir. Aşağıda sahih hadis kaynaklarına dayanan yemek adabı maddeler hâlinde değil, anlaşılır bir bütünlük içinde aktarılmaktadır.
Peygamberimiz yemeğe her zaman besmeleyle başlardı. Ömer b. Ebî Seleme'den gelen rivayette Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: "Ey oğulcuğum, besmele çek, sağ elinle ye ve önündekinden ye." (Buhârî, Müslim) Bu hadis, yemek adabının temel üç kuralını tek cümlede özetlemektedir.
Yemeğe başlarken besmele unutulursa ne yapılır? Peygamberimiz bunun çaresini de öğretmiştir. Başta besmeleyi unutanın yemeğin ortasında "Bismillahi evvelehû ve âhirahû" demesi gerektiği Ebû Dâvûd ve Tirmizî'de rivayet edilmiştir. Bu uygulama, adabın katı bir kural değil, içten bir niyet meselesi olduğunu gösterir.
Sağ elle yemek yalnızca bir gelenek değil, Peygamberimizin açıkça emrettiği bir sünnettir. Müslim'deki bir hadiste Hz. Peygamber, sol elle yiyip içenlere uyarıda bulunmuş; bunun şeytanın tavrı olduğunu belirtmiştir. Bu kural, özellikle ortak sofralarda yenilen yemeklerde hem hijyen hem de edep açısından anlam kazanır.
Önündekinden yemek ise sofra düzenine ve paylaşım ruhuna işaret eder. Büyük bir kaptan yemek yenildiğinde herkesin kendi önündeki kısmı yemesi, hem adaleti hem de saygıyı yansıtır. Peygamberimiz bu uygulamayı hem söz hem de fiille öğretmiştir.
Peygamberimizin yemek adabındaki en dikkat çekici unsurlardan biri, midenin nasıl doldurulacağına dair öğütleridir. Tirmizî ve İbn Mâce'de yer alan bir hadiste şöyle buyurulmuştur: "İnsanoğlu midesinden daha tehlikeli bir kap doldurmamıştır. Âdemoğluna belini doğrultacak birkaç lokma yeter. Eğer mutlaka yiyecekse midesinin üçte birini yemeğe, üçte birini suya, üçte birini de nefesine ayırsın."
Bu hadis, aşırı yemenin hem beden hem de ruh sağlığına zarar verdiğini açıkça ortaya koymaktadır. Peygamberimizin kendisi de hiçbir zaman doyana kadar yememiş; sofrasında lüks ve israf bulunmamıştır. Hz. Aişe'nin aktardığına göre Resûlullah'ın ailesi arka arkaya iki gün buğday ekmeğiyle doyamadığı günler olmuş; Peygamberimiz buna rağmen şikâyet etmemiştir. (Buhârî, Müslim)
Peygamberimiz yemek yerken iki farklı oturma biçiminden söz etmiş ve bunlardan birini bizzat tercih etmiştir. Ebû Cühayfe'den gelen rivayette Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: "Ben yaslanarak yemek yemem." (Buhârî) Yaslanarak yemek, hem büyüklenmeyi çağrıştırdığı hem de sindirim açısından olumsuz etkiler doğurduğu için uygun görülmemiştir.
Peygamberimiz genellikle yere oturarak, mütevazı bir şekilde yerdi. Sofrada kibre yer yoktu; Hz. Peygamber ister kuru ekmek ister et yiyor olsun aynı sadeliği korurdu. Sofranın yere serilmesi ve herkesin bir arada yemesi de sünnetin bir parçasıdır.
Peygamberimiz yemek yerken yemeği üflemekten ve kabın içine nefes vermekten men etmiştir. İbn Abbas'tan gelen rivayette Hz. Peygamber'in içeceğe nefes vermeyi yasakladığı aktarılmaktadır. (Buhârî, Müslim) Bu uygulama hem sağlık hem de nezaket açısından anlamlıdır.
Yemekten şikâyet etmek de Peygamberimizin uzak durduğu bir davranıştır. Ebû Hüreyre'den rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber hiçbir zaman yemeği kötülememiş; hoşuna giderse yer, gitmezse bırakırmış. (Buhârî, Müslim) Bu tavır, nimetin kıymetini bilmenin pratik bir göstergesidir.
Peygamberimiz yemek bitiminde Allah'a şükrederdi. Sahih hadislerde aktarılan yemek sonrası duası şudur:
Arapça:
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذِي أَطْعَمَنَا وَسَقَانَا وَجَعَلَنَا مُسْلِمِينَ
Okunuşu:
Elhamdülillâhillezî et'amenâ ve sekânâ
Sofranın başına oturan biri için bu adabı bilmek, günlük bir alışkanlığı ibadete dönüştürmenin en pratik yollarından biridir. Aşağıda sahih hadis kaynaklarına dayanan yemek adabı maddeler hâlinde değil, anlaşılır bir bütünlük içinde aktarılmaktadır.
Yemeğe Başlarken Yapılanlar: Besmele ve Niyet
Peygamberimiz yemeğe her zaman besmeleyle başlardı. Ömer b. Ebî Seleme'den gelen rivayette Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: "Ey oğulcuğum, besmele çek, sağ elinle ye ve önündekinden ye." (Buhârî, Müslim) Bu hadis, yemek adabının temel üç kuralını tek cümlede özetlemektedir.
Yemeğe başlarken besmele unutulursa ne yapılır? Peygamberimiz bunun çaresini de öğretmiştir. Başta besmeleyi unutanın yemeğin ortasında "Bismillahi evvelehû ve âhirahû" demesi gerektiği Ebû Dâvûd ve Tirmizî'de rivayet edilmiştir. Bu uygulama, adabın katı bir kural değil, içten bir niyet meselesi olduğunu gösterir.
Sağ Elle Yemek ve Önündekinden Yemenin Anlamı
Sağ elle yemek yalnızca bir gelenek değil, Peygamberimizin açıkça emrettiği bir sünnettir. Müslim'deki bir hadiste Hz. Peygamber, sol elle yiyip içenlere uyarıda bulunmuş; bunun şeytanın tavrı olduğunu belirtmiştir. Bu kural, özellikle ortak sofralarda yenilen yemeklerde hem hijyen hem de edep açısından anlam kazanır.
Önündekinden yemek ise sofra düzenine ve paylaşım ruhuna işaret eder. Büyük bir kaptan yemek yenildiğinde herkesin kendi önündeki kısmı yemesi, hem adaleti hem de saygıyı yansıtır. Peygamberimiz bu uygulamayı hem söz hem de fiille öğretmiştir.
Peygamberimizin Yeme Miktarı ve Mideyi Doldurmaması
Peygamberimizin yemek adabındaki en dikkat çekici unsurlardan biri, midenin nasıl doldurulacağına dair öğütleridir. Tirmizî ve İbn Mâce'de yer alan bir hadiste şöyle buyurulmuştur: "İnsanoğlu midesinden daha tehlikeli bir kap doldurmamıştır. Âdemoğluna belini doğrultacak birkaç lokma yeter. Eğer mutlaka yiyecekse midesinin üçte birini yemeğe, üçte birini suya, üçte birini de nefesine ayırsın."
Bu hadis, aşırı yemenin hem beden hem de ruh sağlığına zarar verdiğini açıkça ortaya koymaktadır. Peygamberimizin kendisi de hiçbir zaman doyana kadar yememiş; sofrasında lüks ve israf bulunmamıştır. Hz. Aişe'nin aktardığına göre Resûlullah'ın ailesi arka arkaya iki gün buğday ekmeğiyle doyamadığı günler olmuş; Peygamberimiz buna rağmen şikâyet etmemiştir. (Buhârî, Müslim)
Yemek Yerken Oturma Biçimi ve Sofra Düzeni
Peygamberimiz yemek yerken iki farklı oturma biçiminden söz etmiş ve bunlardan birini bizzat tercih etmiştir. Ebû Cühayfe'den gelen rivayette Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: "Ben yaslanarak yemek yemem." (Buhârî) Yaslanarak yemek, hem büyüklenmeyi çağrıştırdığı hem de sindirim açısından olumsuz etkiler doğurduğu için uygun görülmemiştir.
Peygamberimiz genellikle yere oturarak, mütevazı bir şekilde yerdi. Sofrada kibre yer yoktu; Hz. Peygamber ister kuru ekmek ister et yiyor olsun aynı sadeliği korurdu. Sofranın yere serilmesi ve herkesin bir arada yemesi de sünnetin bir parçasıdır.
Yemek Sırasında Kaçınılan Davranışlar
Peygamberimiz yemek yerken yemeği üflemekten ve kabın içine nefes vermekten men etmiştir. İbn Abbas'tan gelen rivayette Hz. Peygamber'in içeceğe nefes vermeyi yasakladığı aktarılmaktadır. (Buhârî, Müslim) Bu uygulama hem sağlık hem de nezaket açısından anlamlıdır.
Yemekten şikâyet etmek de Peygamberimizin uzak durduğu bir davranıştır. Ebû Hüreyre'den rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber hiçbir zaman yemeği kötülememiş; hoşuna giderse yer, gitmezse bırakırmış. (Buhârî, Müslim) Bu tavır, nimetin kıymetini bilmenin pratik bir göstergesidir.
Yemek Sonrasında Okunan Dua
Peygamberimiz yemek bitiminde Allah'a şükrederdi. Sahih hadislerde aktarılan yemek sonrası duası şudur:
Arapça:
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذِي أَطْعَمَنَا وَسَقَانَا وَجَعَلَنَا مُسْلِمِينَ
Okunuşu:
Elhamdülillâhillezî et'amenâ ve sekânâ