SelinKilic
Kayıtlı Kullanıcı
Peygamberler, Allah'a en yakın kullar olarak bilinen seçilmiş insanlardır; bununla birlikte her biri hayatının belirli bir anında derin bir pişmanlık ve yönelişle Allah'tan bağışlanma dilemişlerdir. Kur'an'da bu dualar doğrudan aktarılmış, kimi bir ayetle kimi birkaç ayetle belgelenmiştir. Bu duaları yalnızca tarihî birer metin olarak değil, insanlığa bırakılmış bir dua mirası olarak okumak mümkündür.
Kur'an'ın aktardığı ilk istiğfar duası Hz. Âdem ve eşi Havva'ya aittir. Yasak meyveden yedikten sonra pişmanlıkla dönen bu iki insan, Allah'a şöyle seslendi:
Arapça:
رَبَّنَا ظَلَمْنَا أَنْفُسَنَا وَإِنْ لَمْ تَغْفِرْ لَنَا وَتَرْحَمْنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ الْخَاسِرِينَ
Okunuşu:
Rabbenâ zalemnâ enfüsenâ ve in lem tağfir lenâ ve terhamnâ le-nekûnenne mine'l-hâsirîn.
Anlamı:
"Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize merhamet etmezsen gerçekten ziyana uğrayanlardan oluruz."
Kaynağı: A'râf Suresi, 23. ayet.
Bu dua, yanlış yapan bir insanın Allah'a dönüşünün en sade ve en dürüst ifadesidir. Özür üretmek ya da suçu başkasına yüklemek yerine doğrudan "biz kendimize zulmettik" demek, tevbenin özünü taşır.
Hz. Yûnus, balığın karnındaki o derin karanlıkta, hem mekânsal hem ruhsal bir sıkışmışlık içinde şöyle dua etti:
Arapça:
لَا إِلَٰهَ إِلَّا أَنْتَ سُبْحَانَكَ إِنِّي كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ
Okunuşu:
Lâ ilâhe illâ ente sübhâneke innî küntü mine'z-zâlimîn.
Anlamı:
"Senden başka ilah yoktur. Seni tenzih ederim. Gerçekten ben zalimlerden oldum."
Kaynağı: Enbiyâ Suresi, 87. ayet.
Bu dua, Kur'an'da "Yûnus'un duası" ya da "zünnûn duası" olarak anılır. Allah'ı tenzih etmek ve kendi kusurunü açıkça kabul etmek, bu duanın iki temel unsurudur. Kur'an, bu duanın kabul edildiğini ve Hz. Yûnus'un kurtarıldığını bizzat bildirir (Enbiyâ, 88).
Hz. Mûsâ, farkında olmadan bir kişinin ölümüne sebep olduğunda derhal Allah'a yöneldi:
Arapça:
رَبِّ إِنِّي ظَلَمْتُ نَفْسِي فَاغْفِرْ لِي
Okunuşu:
Rabbi innî zalemtü nefsî feğfir lî.
Anlamı:
"Rabbim! Şüphesiz ben kendime zulmettim, beni bağışla."
Kaynağı: Kasas Suresi, 16. ayet.
Ayetin devamında Allah'ın bu duayı kabul ettiği ve Hz. Mûsâ'yı bağışladığı bildirilir. Kısa ama özlü bu dua, bir peygamberin anlık pişmanlığını ve Allah'a olan güvenini aynı anda yansıtır.
Hz. İbrahim, anne-babası da dahil olmak üzere tüm müminler için bağışlanma dilerken şu duayı etti:
Arapça:
رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ
Okunuşu:
Rabbenağfir lî ve li-vâlideyye ve li'l-mü'minîne yevme yekûmu'l-hisâb.
Anlamı:
"Rabbimiz! Hesap günü beni, anne-babamı ve müminleri bağışla."
Kaynağı: İbrahim Suresi, 41. ayet.
Hz. İbrahim'in duaları Kur'an'da pek çok yerde geçer. Bu dua, bireysel bir pişmanlık ifadesi olmaktan öte, tüm mümin topluluğu kapsayan geniş bir niyaz olması bakımından dikkat çekicidir.
Hz. Nûh, Allah'ın razı olmadığı bir şeyi dilemesinin ardından hatasını fark ederek şöyle dua etti:
Arapça:
رَبِّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ أَنْ أَسْأَلَكَ مَا لَيْسَ لِي بِهِ عِلْمٌ وَإِلَّا تَغْفِرْ لِي وَتَرْحَمْنِي أَكُنْ مِنَ الْخَاسِرِينَ
Okunuşu:
Rabbi innî eûzü bike en es'eleke mâ leyse lî bihî ilm. Ve illâ tağfir lî ve terhamnî ekün mine'l-hâsirîn.
Anlamı:
"Rabbim! Hakkında bilgim olmayan şeyi senden istemekten sana sığınırım. Eğer beni bağışlamaz ve bana merhamet etmezsen ziyana uğrayanlardan olurum."
Kaynağı: Hûd Suresi, 47. ayet.
Bu duada Hz. Nûh, bilgisizliğiyle yaptığı bir talepten
Hz. Âdem'in Tevbe Duası
Kur'an'ın aktardığı ilk istiğfar duası Hz. Âdem ve eşi Havva'ya aittir. Yasak meyveden yedikten sonra pişmanlıkla dönen bu iki insan, Allah'a şöyle seslendi:
Arapça:
رَبَّنَا ظَلَمْنَا أَنْفُسَنَا وَإِنْ لَمْ تَغْفِرْ لَنَا وَتَرْحَمْنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ الْخَاسِرِينَ
Okunuşu:
Rabbenâ zalemnâ enfüsenâ ve in lem tağfir lenâ ve terhamnâ le-nekûnenne mine'l-hâsirîn.
Anlamı:
"Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize merhamet etmezsen gerçekten ziyana uğrayanlardan oluruz."
Kaynağı: A'râf Suresi, 23. ayet.
Bu dua, yanlış yapan bir insanın Allah'a dönüşünün en sade ve en dürüst ifadesidir. Özür üretmek ya da suçu başkasına yüklemek yerine doğrudan "biz kendimize zulmettik" demek, tevbenin özünü taşır.
Hz. Yûnus'un Duası: Karanlıktan Sesleniş
Hz. Yûnus, balığın karnındaki o derin karanlıkta, hem mekânsal hem ruhsal bir sıkışmışlık içinde şöyle dua etti:
Arapça:
لَا إِلَٰهَ إِلَّا أَنْتَ سُبْحَانَكَ إِنِّي كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ
Okunuşu:
Lâ ilâhe illâ ente sübhâneke innî küntü mine'z-zâlimîn.
Anlamı:
"Senden başka ilah yoktur. Seni tenzih ederim. Gerçekten ben zalimlerden oldum."
Kaynağı: Enbiyâ Suresi, 87. ayet.
Bu dua, Kur'an'da "Yûnus'un duası" ya da "zünnûn duası" olarak anılır. Allah'ı tenzih etmek ve kendi kusurunü açıkça kabul etmek, bu duanın iki temel unsurudur. Kur'an, bu duanın kabul edildiğini ve Hz. Yûnus'un kurtarıldığını bizzat bildirir (Enbiyâ, 88).
Hz. Mûsâ'nın İstiğfarı
Hz. Mûsâ, farkında olmadan bir kişinin ölümüne sebep olduğunda derhal Allah'a yöneldi:
Arapça:
رَبِّ إِنِّي ظَلَمْتُ نَفْسِي فَاغْفِرْ لِي
Okunuşu:
Rabbi innî zalemtü nefsî feğfir lî.
Anlamı:
"Rabbim! Şüphesiz ben kendime zulmettim, beni bağışla."
Kaynağı: Kasas Suresi, 16. ayet.
Ayetin devamında Allah'ın bu duayı kabul ettiği ve Hz. Mûsâ'yı bağışladığı bildirilir. Kısa ama özlü bu dua, bir peygamberin anlık pişmanlığını ve Allah'a olan güvenini aynı anda yansıtır.
Hz. İbrahim'in Bağışlanma Niyazı
Hz. İbrahim, anne-babası da dahil olmak üzere tüm müminler için bağışlanma dilerken şu duayı etti:
Arapça:
رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ
Okunuşu:
Rabbenağfir lî ve li-vâlideyye ve li'l-mü'minîne yevme yekûmu'l-hisâb.
Anlamı:
"Rabbimiz! Hesap günü beni, anne-babamı ve müminleri bağışla."
Kaynağı: İbrahim Suresi, 41. ayet.
Hz. İbrahim'in duaları Kur'an'da pek çok yerde geçer. Bu dua, bireysel bir pişmanlık ifadesi olmaktan öte, tüm mümin topluluğu kapsayan geniş bir niyaz olması bakımından dikkat çekicidir.
Hz. Nûh'un İstiğfarı
Hz. Nûh, Allah'ın razı olmadığı bir şeyi dilemesinin ardından hatasını fark ederek şöyle dua etti:
Arapça:
رَبِّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ أَنْ أَسْأَلَكَ مَا لَيْسَ لِي بِهِ عِلْمٌ وَإِلَّا تَغْفِرْ لِي وَتَرْحَمْنِي أَكُنْ مِنَ الْخَاسِرِينَ
Okunuşu:
Rabbi innî eûzü bike en es'eleke mâ leyse lî bihî ilm. Ve illâ tağfir lî ve terhamnî ekün mine'l-hâsirîn.
Anlamı:
"Rabbim! Hakkında bilgim olmayan şeyi senden istemekten sana sığınırım. Eğer beni bağışlamaz ve bana merhamet etmezsen ziyana uğrayanlardan olurum."
Kaynağı: Hûd Suresi, 47. ayet.
Bu duada Hz. Nûh, bilgisizliğiyle yaptığı bir talepten