OguzYalcin
Kayıtlı Kullanıcı
Salavat, Hz. Peygamber'e (sallallahu aleyhi ve sellem) salât ve selam getirmek demektir. Arapça okunuşu en yaygın bilinen biçimiyle şöyledir:
Arapça:
اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ
Okunuşu:
Allâhümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed
Anlamı:
"Allah'ım! Muhammed'e ve Muhammed'in âline salât eyle."
Bu, salavatın en temel ve en kısa biçimidir. Daha uzun ve hadislerde rivayet edilen tam biçimi ise İbrahimî salavat olarak bilinir ve namaz teşehhüdünde okunan salavat da bu rivayete dayanır.
Hz. Peygamber'e nasıl salavat getirileceği sahabe tarafından sorulmuş, Resulullah (s.a.v.) bu soruya bizzat cevap vermiştir. Buhari ve Müslim başta olmak üzere pek çok hadis kaynağında yer alan bu rivayete göre salavat şu şekilde okunur:
Arapça:
اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ اللَّهُمَّ بَارِكْ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ كَمَا بَارَكْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ
Okunuşu:
Allâhümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed, kemâ salleyte alâ İbrâhîme ve alâ âli İbrâhîm, inneke hamîdün mecîd. Allâhümme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed, kemâ bârekte alâ İbrâhîme ve alâ âli İbrâhîm, inneke hamîdün mecîd.
Anlamı:
"Allah'ım! İbrahim'e ve İbrahim'in âline salât ettiğin gibi Muhammed'e ve Muhammed'in âline de salât eyle. Şüphesiz sen Hamîd'sin, Mecîd'sin. Allah'ım! İbrahim'e ve İbrahim'in âline bereket verdiğin gibi Muhammed'e ve Muhammed'in âline de bereket ver. Şüphesiz sen Hamîd'sin, Mecîd'sin."
Kaynağı:
Buhari, Enbiya, 10; Müslim, Salât, 65-66; Ebu Davud, Salât, 178
Bu salavat, namazın son oturuşunda teşehhütten sonra okunur ve fıkıh mezheplerine göre namazda okunması vacip ya da sünnet kabul edilir.
Salavat getirmenin dinî dayanağı doğrudan Kur'an'a uzanır. Ahzab suresinin 56. ayetinde Allah Teâlâ şöyle buyurur:
Arapça:
إِنَّ اللَّهَ وَمَلَائِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِيِّ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْلِيمًا
Okunuşu:
İnnallâhe ve melâiketehu yusallûne alen-nebiyy, yâ eyyühellezîne âmenû sallû aleyhi ve sellimû teslîmâ.
Anlamı:
"Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber'e salât ederler. Ey iman edenler! Siz de ona salât edin ve tam bir teslimiyetle selam verin."
(Ahzab suresi, 56. ayet)
Bu ayet, salavat getirmenin yalnızca bir gelenek değil, doğrudan ilahî bir emir olduğunu ortaya koyar. Müfessirler bu ayetin, Hz. Peygamber'e duyulan saygının ve bağlılığın en açık ifadesi olduğunu belirtir.
Günlük hayatta yaygın olarak kullanılan daha kısa salavat biçimleri de mevcuttur. Bunlar özellikle Hz. Peygamber'in adı anıldığında söylenir:
Sallallahu aleyhi ve sellem:
صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
"Allah ona salât etsin ve selam versin."
Aleyhissalatu vesselam:
عَلَيْهِ الصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ
"Ona salât ve selam olsun."
Bu kısa biçimler Hz. Peygamber'in ismi geçtiğinde sesli ya da sessiz olarak söylenir. Hadis kitaplarında ve İslam alimlerinin eserlerinde bu ifadeler Hz. Peygamber'in adının hemen ardından yazılır.
Hadis kaynaklarında salavatın özellikle belirli zamanlarda okunmasına dair rivayetler bulunur. Bunların başında Cuma günü gelir; Hz. Peygamber'in Cuma günü kendisine çokça salavat getirilmesini tavsiye ettiği Ebu Davud ve Nesai gibi kaynaklarda rivayet edilmiştir. Bunun yanı sıra namaz içinde teşehhütten sonra, ezandan sonra, dua başlamadan ve bittikten sonra, Hz. Peygamber'in adı her anıldığında salavat ge
Arapça:
اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ
Okunuşu:
Allâhümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed
Anlamı:
"Allah'ım! Muhammed'e ve Muhammed'in âline salât eyle."
Bu, salavatın en temel ve en kısa biçimidir. Daha uzun ve hadislerde rivayet edilen tam biçimi ise İbrahimî salavat olarak bilinir ve namaz teşehhüdünde okunan salavat da bu rivayete dayanır.
İbrahimî Salavat: Hadislerde Rivayet Edilen Tam Metin
Hz. Peygamber'e nasıl salavat getirileceği sahabe tarafından sorulmuş, Resulullah (s.a.v.) bu soruya bizzat cevap vermiştir. Buhari ve Müslim başta olmak üzere pek çok hadis kaynağında yer alan bu rivayete göre salavat şu şekilde okunur:
Arapça:
اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ اللَّهُمَّ بَارِكْ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ كَمَا بَارَكْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ
Okunuşu:
Allâhümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed, kemâ salleyte alâ İbrâhîme ve alâ âli İbrâhîm, inneke hamîdün mecîd. Allâhümme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed, kemâ bârekte alâ İbrâhîme ve alâ âli İbrâhîm, inneke hamîdün mecîd.
Anlamı:
"Allah'ım! İbrahim'e ve İbrahim'in âline salât ettiğin gibi Muhammed'e ve Muhammed'in âline de salât eyle. Şüphesiz sen Hamîd'sin, Mecîd'sin. Allah'ım! İbrahim'e ve İbrahim'in âline bereket verdiğin gibi Muhammed'e ve Muhammed'in âline de bereket ver. Şüphesiz sen Hamîd'sin, Mecîd'sin."
Kaynağı:
Buhari, Enbiya, 10; Müslim, Salât, 65-66; Ebu Davud, Salât, 178
Bu salavat, namazın son oturuşunda teşehhütten sonra okunur ve fıkıh mezheplerine göre namazda okunması vacip ya da sünnet kabul edilir.
Kur'an'da Salavat Emri
Salavat getirmenin dinî dayanağı doğrudan Kur'an'a uzanır. Ahzab suresinin 56. ayetinde Allah Teâlâ şöyle buyurur:
Arapça:
إِنَّ اللَّهَ وَمَلَائِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِيِّ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْلِيمًا
Okunuşu:
İnnallâhe ve melâiketehu yusallûne alen-nebiyy, yâ eyyühellezîne âmenû sallû aleyhi ve sellimû teslîmâ.
Anlamı:
"Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber'e salât ederler. Ey iman edenler! Siz de ona salât edin ve tam bir teslimiyetle selam verin."
(Ahzab suresi, 56. ayet)
Bu ayet, salavat getirmenin yalnızca bir gelenek değil, doğrudan ilahî bir emir olduğunu ortaya koyar. Müfessirler bu ayetin, Hz. Peygamber'e duyulan saygının ve bağlılığın en açık ifadesi olduğunu belirtir.
Kısa Salavat Biçimleri ve Kullanımları
Günlük hayatta yaygın olarak kullanılan daha kısa salavat biçimleri de mevcuttur. Bunlar özellikle Hz. Peygamber'in adı anıldığında söylenir:
Sallallahu aleyhi ve sellem:
صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
"Allah ona salât etsin ve selam versin."
Aleyhissalatu vesselam:
عَلَيْهِ الصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ
"Ona salât ve selam olsun."
Bu kısa biçimler Hz. Peygamber'in ismi geçtiğinde sesli ya da sessiz olarak söylenir. Hadis kitaplarında ve İslam alimlerinin eserlerinde bu ifadeler Hz. Peygamber'in adının hemen ardından yazılır.
Salavat Ne Zaman Okunur?
Hadis kaynaklarında salavatın özellikle belirli zamanlarda okunmasına dair rivayetler bulunur. Bunların başında Cuma günü gelir; Hz. Peygamber'in Cuma günü kendisine çokça salavat getirilmesini tavsiye ettiği Ebu Davud ve Nesai gibi kaynaklarda rivayet edilmiştir. Bunun yanı sıra namaz içinde teşehhütten sonra, ezandan sonra, dua başlamadan ve bittikten sonra, Hz. Peygamber'in adı her anıldığında salavat ge