SelinKilic
Kayıtlı Kullanıcı
Vesvese, aklın sürekli tekrar eden, uzaklaştırmaya çalıştıkça daha da kuvvetlenen rahatsız edici düşüncelerdir. İslam'da vesveseyi geçirmenin temel yolu, ona itibar etmemek, üzerinde durmamak ve "Eûzü billâhi mine'ş-şeytânirracîm" diyerek Allah'a sığınmaktır. Hz. Peygamber (s.a.v.) vesveseyle karşılaşıldığında "Âmentü billâhi ve rusulih" denmesini tavsiye etmiş, Müslim'de rivayet edilen bir hadiste de vesveseden bunalan kişiye "Kalp bu kadar açık iman etmişse bu sağlıklı bir imandır, endişelenme" buyurmuştur.
Vesvese çoğu zaman onu çözmeye çalıştıkça büyür. Zihinde cevap aradıkça, sorguladıkça veya "neden böyle düşünüyorum?" diye didindikçe vesvese güçlenir. Geçmesi için yapılması gereken şey, düşünceyle savaşmak değil, ona anlam yüklememektir.
Nas Suresi doğrudan vesvese konusunu ele alan tek suredir. Allah Teâlâ bu surede "el-vesvâsü'l-hannâs"tan, yani geri çekilip tekrar gelen vesvese verenin şerrinden insanların Rablerine sığınmasını emretmektedir.
Arapça:
قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ مَلِكِ النَّاسِ إِلَهِ النَّاسِ مِن شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ الَّذِي يُوَسْوِسُ فِي صُدُورِ النَّاسِ مِنَ الْجِنَّةِ وَالنَّاسِ
Okunuşu:
Kul eûzu bi-rabbi'n-nâs. Meliki'n-nâs. İlâhi'n-nâs. Min şerri'l-vesvâsi'l-hannâs. Ellezî yüvesvisü fî sudûri'n-nâs. Mine'l-cinneti ve'n-nâs.
Anlamı:
"De ki: İnsanların Rabbine, insanların Melikine, insanların İlahına sığınırım. Sinsi vesvesecinin şerrinden. O ki insanların göğüslerine vesvese verir. Gerek cinlerden gerekse insanlardan."
Kaynağı: Nas Suresi, 114. sure, 1–6. ayetler.
Bu sure, vesveseden korunmak için okunabilecek en doğrudan Kur'anî referanstır. Felak Suresi ile birlikte sabah-akşam okunması Hz. Peygamber'den rivayet edilmiştir (Ebu Davud, Tirmizî).
Burada önemli bir ayrım var. Vesvese tamamen bitmeyebilir; ama kişinin ona verdiği tepki değişebilir. İslam alimleri, özellikle İbn Kayyim el-Cevziyye, vesveseden kurtuluşun sırrının onu ciddiye almamak olduğunu açıkça ifade etmiştir. Vesvese, dikkati çektiği sürece beslenip büyür; ilgilenilmediğinde etkisini yitirir.
Bu yüzden "Bu düşünceden nasıl kurtulurum?" sorusu yerine "Bu düşünceye nasıl anlam yüklememeyi öğrenirim?" sorusu çok daha işlevseldir. Namaz kılarken gelen vesvese, imanı sorgulatır gibi hissettiren vesvese ya da sürekli tekrar eden kötü düşünceler; bunların hepsi kişinin imanının zayıflığından değil, tam tersine imana sahip olduğundan kaynaklandığı için şeytan tarafından hedef alındığına işaret eder. Nitekim Sahih-i Müslim'de sahabeler bu konuda Hz. Peygamber'e şikâyette bulunmuş, O da "Bu açık bir imandır" buyurmuştur.
Hadislerde ve alimlerin açıklamalarında vesveseye karşı önerilen yöntemler birkaç temel noktada toplanır.
Birincisi, "Eûzü billâhi mine'ş-şeytânirracîm" demek ve konuyu değiştirmektir. Buhârî ve Müslim'de geçen bir hadiste Hz. Peygamber, vesvese gelen kişiye bu zikri söylemesini ve sağ tarafına üç kez üflemesini tavsiye etmiştir.
İkincisi, vesvese geldiğinde namaz kılmak veya abdest almaktır. Bu uygulama, zihni başka bir eyleme yönlendirerek vesveseden uzaklaşmayı sağlar. Ebu Davud'da yer alan bir rivayette Hz. Peygamber, vesveseden bunalan kişiye namaz kılmasını söylemiştir.
Üçüncüsü, Bakara Suresi'nin son iki ayeti olan Âmenerresûlü bölümünü okumaktır. Buhârî'de rivayet edilen bir hadiste Hz. Peygamber, bu ayetlerin her gece okunmasının kişiyi koruyacağını bildirmiştir.
Namaz sırasında gelen vesvese ayrı bir konudur. Fıkıh alimleri, namazda gelen şüphe ve vesvesenin büyük çoğunluğuna itibar edilmemesi gerektiğini belirtmiştir. Hanefî mezhebine göre kişi namazın kaçıncı rekatında olduğundan emin değilse zannının ağır bastığı tarafa göre hareket eder; sürekli vesvese yaşıyorsa bu zannına göre devam eder ve namazı bozmaz.
Şafiî mezhebinde ise şüphenin ilk kez yaşanıp yaşanmadığına göre farklı hükümler uygulanabilir. Ancak her iki mezhepte de ortak olan nokta şudur: Vesveseli kişi namazını tamamlamalı, her
Vesvese çoğu zaman onu çözmeye çalıştıkça büyür. Zihinde cevap aradıkça, sorguladıkça veya "neden böyle düşünüyorum?" diye didindikçe vesvese güçlenir. Geçmesi için yapılması gereken şey, düşünceyle savaşmak değil, ona anlam yüklememektir.
Kur'an'da Vesvese ve Allah'a Sığınma
Nas Suresi doğrudan vesvese konusunu ele alan tek suredir. Allah Teâlâ bu surede "el-vesvâsü'l-hannâs"tan, yani geri çekilip tekrar gelen vesvese verenin şerrinden insanların Rablerine sığınmasını emretmektedir.
Arapça:
قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ مَلِكِ النَّاسِ إِلَهِ النَّاسِ مِن شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ الَّذِي يُوَسْوِسُ فِي صُدُورِ النَّاسِ مِنَ الْجِنَّةِ وَالنَّاسِ
Okunuşu:
Kul eûzu bi-rabbi'n-nâs. Meliki'n-nâs. İlâhi'n-nâs. Min şerri'l-vesvâsi'l-hannâs. Ellezî yüvesvisü fî sudûri'n-nâs. Mine'l-cinneti ve'n-nâs.
Anlamı:
"De ki: İnsanların Rabbine, insanların Melikine, insanların İlahına sığınırım. Sinsi vesvesecinin şerrinden. O ki insanların göğüslerine vesvese verir. Gerek cinlerden gerekse insanlardan."
Kaynağı: Nas Suresi, 114. sure, 1–6. ayetler.
Bu sure, vesveseden korunmak için okunabilecek en doğrudan Kur'anî referanstır. Felak Suresi ile birlikte sabah-akşam okunması Hz. Peygamber'den rivayet edilmiştir (Ebu Davud, Tirmizî).
Vesvese Geçmez mi, Geçmez Gibi mi Görünür?
Burada önemli bir ayrım var. Vesvese tamamen bitmeyebilir; ama kişinin ona verdiği tepki değişebilir. İslam alimleri, özellikle İbn Kayyim el-Cevziyye, vesveseden kurtuluşun sırrının onu ciddiye almamak olduğunu açıkça ifade etmiştir. Vesvese, dikkati çektiği sürece beslenip büyür; ilgilenilmediğinde etkisini yitirir.
Bu yüzden "Bu düşünceden nasıl kurtulurum?" sorusu yerine "Bu düşünceye nasıl anlam yüklememeyi öğrenirim?" sorusu çok daha işlevseldir. Namaz kılarken gelen vesvese, imanı sorgulatır gibi hissettiren vesvese ya da sürekli tekrar eden kötü düşünceler; bunların hepsi kişinin imanının zayıflığından değil, tam tersine imana sahip olduğundan kaynaklandığı için şeytan tarafından hedef alındığına işaret eder. Nitekim Sahih-i Müslim'de sahabeler bu konuda Hz. Peygamber'e şikâyette bulunmuş, O da "Bu açık bir imandır" buyurmuştur.
Vesveseyi Geçirmek İçin Pratik Dinî Yöntemler
Hadislerde ve alimlerin açıklamalarında vesveseye karşı önerilen yöntemler birkaç temel noktada toplanır.
Birincisi, "Eûzü billâhi mine'ş-şeytânirracîm" demek ve konuyu değiştirmektir. Buhârî ve Müslim'de geçen bir hadiste Hz. Peygamber, vesvese gelen kişiye bu zikri söylemesini ve sağ tarafına üç kez üflemesini tavsiye etmiştir.
İkincisi, vesvese geldiğinde namaz kılmak veya abdest almaktır. Bu uygulama, zihni başka bir eyleme yönlendirerek vesveseden uzaklaşmayı sağlar. Ebu Davud'da yer alan bir rivayette Hz. Peygamber, vesveseden bunalan kişiye namaz kılmasını söylemiştir.
Üçüncüsü, Bakara Suresi'nin son iki ayeti olan Âmenerresûlü bölümünü okumaktır. Buhârî'de rivayet edilen bir hadiste Hz. Peygamber, bu ayetlerin her gece okunmasının kişiyi koruyacağını bildirmiştir.
Namaz İçinde Gelen Vesvese Nasıl Geçer?
Namaz sırasında gelen vesvese ayrı bir konudur. Fıkıh alimleri, namazda gelen şüphe ve vesvesenin büyük çoğunluğuna itibar edilmemesi gerektiğini belirtmiştir. Hanefî mezhebine göre kişi namazın kaçıncı rekatında olduğundan emin değilse zannının ağır bastığı tarafa göre hareket eder; sürekli vesvese yaşıyorsa bu zannına göre devam eder ve namazı bozmaz.
Şafiî mezhebinde ise şüphenin ilk kez yaşanıp yaşanmadığına göre farklı hükümler uygulanabilir. Ancak her iki mezhepte de ortak olan nokta şudur: Vesveseli kişi namazını tamamlamalı, her