Günlük Zikirler Namazdan Sonra mı Yapılır?

DenizAksoy

Kayıtlı Kullanıcı
Günlük zikirler yalnızca namazdan sonra yapılmaz; ancak namazın ardından zikir çekmenin hem Kur'an'da hem de sahih hadislerde güçlü bir dayanağı bulunduğundan bu vakit özellikle tavsiye edilmiş ve yaygın bir uygulama hâline gelmiştir. Kısaca söylemek gerekirse: zikir günün her anında yapılabilir, fakat farz namazların arkasından zikir çekmek sünnete dayanan ayrı bir uygulamadır.

Kur'an-ı Kerim'de Allah'ı çokça zikretmek genel bir emir olarak geçer. Ahzâb suresinin 41. ayetinde "Ey iman edenler! Allah'ı çokça zikredin." buyurulur. Bu emir belirli bir vakitle sınırlandırılmamıştır; sabah-akşam, oturarak-kalkarak, yürürken veya istirahat ederken zikir yapılabileceği pek çok ayette ve hadiste ifade edilmiştir. Dolayısıyla zikri yalnızca namaz sonrasına hasretmek doğru olmaz.

Bununla birlikte namazın ardından zikir çekmek, Hz. Peygamber'in bizzat uyguladığı ve sahâbeye öğrettiği özel bir sünnettir. Müslim'de geçen bir hadiste Resulullah'ın her farz namazın arkasından "Sübhânallah", "Elhamdülillah" ve "Allahu ekber" zikirlerini otuzar kez çektiği ve bunu tavsiye ettiği rivayet edilmektedir. Bu nedenle namazdan sonraki zikir, genel günlük zikrin içinde ayrı bir yere sahiptir.

Namazdan Sonra Hangi Zikirler Okunur?​


Namazın ardından okunması sünnet olan zikirler hadislerde açıkça belirtilmiştir. En yaygın rivayet şu şekildedir: farz namazın selam verilmesinin ardından otuz üçer kez "Sübhânallah", "Elhamdülillah" ve "Allahu ekber" zikredilir; ardından yüze tamamlamak için bir kez de "Lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr" cümlesi söylenir. Bu uygulama Müslim'de Ebû Hüreyre'den gelen hadiste sabittir.

Bunların yanı sıra her namazın ardından Âyetü'l-Kürsî okunması da hadislerde tavsiye edilmiştir. Nesâî ve diğer kaynaklarda yer alan bir rivayete göre Hz. Peygamber, her farz namazın arkasından Âyetü'l-Kürsî okuyanın o namazla cennet arasında yalnızca ölümün bulunduğunu bildirmiştir. Sabah ve akşam namazlarının ardından ise İhlâs, Felak ve Nâs surelerinin üçer kez okunması da hadis kaynaklarında geçmektedir.

Günlük Zikirler Namaz Dışında da Yapılabilir mi?​


Evet, günlük zikirler namaz dışında da yapılabilir; hatta yapılması teşvik edilmiştir. Sabah ve akşam zikirleri bu konunun en belirgin örneğidir. Hadis kaynaklarında sabah namazından sonra güneş doğuncaya kadar ve ikindi namazından sonra güneş batıncaya kadar okunan dualar ve zikirler "sabah-akşam zikirleri" olarak ayrı bir kategori oluşturur. Bunlar namazla bağlantılı olmakla birlikte namaz içinde değil, o vakitlerin genel atmosferinde okunur.

Öte yandan yatmadan önce okunan zikirler, yemek duaları, eve girerken ve çıkarken okunan dualar, yolculuk zikirleri ve benzeri uygulamalar tamamen namazdan bağımsız günlük zikirlerdir. Tüm bu uygulamaların hadis kaynaklarında ayrı ayrı dayanakları bulunmaktadır. Dolayısıyla "günlük zikirler" kavramı namaz sonrasıyla sınırlı değildir; günün her dilimine yayılmış kapsamlı bir ibadet pratiğini ifade eder.

Namaz Sonrası Zikirlerle Sabah-Akşam Zikirleri Aynı Şey midir?​


Bu iki kavram zaman zaman birbirine karıştırılır, ancak aralarında önemli bir fark vardır. Namaz sonrası zikirler, farz namazın hemen ardından oturulan yerde çekilen ve belirli hadislerde geçen zikirlerdir; bunların namazla doğrudan bir bağı vardır. Sabah-akşam zikirleri ise belirli vakitlerle ilişkili, daha uzun ve çeşitli dua ile zikir metinlerinden oluşan bir uygulamadır.

Sabah zikirleri genellikle sabah namazından sonra okunmaya başlanır; bu nedenle iki uygulama pratikte iç içe geçer. Ancak sabah-akşam zikirlerini yalnızca namaz sonrasına bağlamak doğru değildir. Bir kişi sabah namazını kılmamış olsa bile o vaktin zikirlerini okuyabilir; ya da sabah namazının ardından önce namaz sonrası zikri tamamlayıp ardından sabah zikirlerine geçebilir. Her iki uygulama da ayrı hadis rivayetlerine dayanır.

Zikir İçin Belirli Bir Vakit Şart mı?​


Zikir için belirli bir vakit şart değildir; ancak bazı vakitlerde zikrin daha faziletli olduğu hadislerde bildirilmiştir. Namazların ardından, sabah erken saatlerinde, Cuma günü, yağmur yağarken ve secdede bulunurken yapılan zikirler bu özel vakitler arasında sayılır. Bunların dışında kalan her an da zikirle geçirilebilir.

Önemli olan nokta şudur: hadislerde belirtilen zikirleri o zikirlere ait vakitlerde okumak sünnete uymak açısından değerlidir; ancak bu, diğer vakitlerde zikir yapılmaması gerektiği anlamına gelmez. Aksine Kur'an, Allah'ı "ayakta, otururken ve yanları üzerinde yatarken" zikretmeyi emreder (Âl-i İmrân, 191). Bu ayet zikrin hayatın tamamına yayılması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır.

[HEADING=
 
Geri
Üst