SelinKilic
Kayıtlı Kullanıcı
Günlük zikirler sesli çekilebilir. İslam'da zikir için tek bir yol belirlenmemiş; hem sesli hem de sessiz zikrin caiz olduğu, sahih kaynaklarda açıkça ifade edilmiştir. Dolayısıyla zikirlerini sesli çekmek isteyenler için bunu engelleyen genel bir dinî hüküm yoktur. Ancak bu konuda bazı önemli ayrıntılar ve koşullar bulunmaktadır; asıl mesele hangisinin daha faziletli olduğu ve hangi durumda hangisinin tercih edilmesi gerektiğidir.
Kur'an-ı Kerim'de Allah'ı zikretmek hem sessiz hem de sesli biçimde emredilmiştir. A'raf suresinin 205. ayetinde şöyle buyrulur: "Rabbini, içinden, yalvararak ve ürpererek, yüksek olmayan bir sesle sabah akşam zikret ve gafillerden olma." Bu ayet, zikrin yüksek sesle değil, orta ya da alçak bir sesle yapılmasının daha uygun olduğuna işaret etmektedir. Fakat bu ayet, sessiz zikrin tek geçerli yol olduğu anlamına gelmez; zikrin huşu içinde, kalp huzuruyla yapılması gerektiğine dikkat çeker.
Hz. Peygamber döneminde sahabelerin zikri hem sesli hem de sessiz çektiği bilinmektedir. Sahih hadis kaynaklarında, özellikle namaz sonrası tesbihlerin (Sübhanallah, Elhamdülillah, Allahu Ekber) sesli biçimde çekildiğine dair rivayetler mevcuttur. Buhari ve Müslim'de yer alan rivayetlerde, Hz. Peygamber'in namaz sonrası bu zikirlerin sesli söylenmesini tavsiye ettiği aktarılmaktadır. Ayrıca toplu zikir meclislerinin Hz. Peygamber zamanında var olduğu ve bunların sesli yapıldığı da kaynaklarda geçmektedir.
Bununla birlikte bazı hadislerde gizli ve sessiz duanın daha makbul olduğuna işaret eden ifadeler de bulunmaktadır. Bu iki yaklaşım arasındaki denge, İslam âlimlerinin uzun yıllar boyunca üzerinde durduğu bir mesele olmuştur. Sonuç olarak ortaya çıkan genel kanı şudur: Zikrin sesli ya da sessiz olması, büyük ölçüde amaca, ortama ve niyet edilen zikrin türüne göre değişir.
Sesli zikir, başkalarını rahatsız etmediği sürece caizdir ve hatta bazı durumlarda teşvik edilmiştir. Örneğin namaz sonrası tesbihleri, ezan ve ikamet gibi uygulamalar sesli yapılan zikirlerdendir. Bunların yanı sıra kişi yalnız olduğunda veya zikri sesli söylemenin kendisini daha çok coşturup Allah'a yönelttiğini fark ettiğinde sesli zikri tercih etmesi makul görülmüştür.
Sessiz zikir ise özellikle şu durumlarda öne çıkar: Namaz kılan ya da uyuyan birinin yanındaysan, kalabalık bir ortamda bulunuyorsan ya da sesli zikrin riya (gösteriş) endişesi doğurabileceği bir durumda isen, sessiz zikir daha uygun kabul edilir. Ayrıca gece geç saatlerde aile fertlerini uyandırmamak için de sessiz zikir tercih edilebilir. Fıkıh âlimlerinin büyük çoğunluğu, başkasına zarar vermediği ve riya kastı taşımadığı sürece sesli zikrin caiz olduğu görüşündedir.
Bazı âlimler, zikrin sesli çekilmesinin kalbi daha çok uyardığını ve kişiyi zikirde daha dikkatli kıldığını belirtmiştir. İbn Kayyim el-Cevziyye, el-Vâbilü's-Sayyib adlı eserinde sesli zikrin kalbi harekete geçirme ve gaflet perdesini kaldırma bakımından etkili olduğunu ifade etmiştir. Öte yandan bazı âlimler, kalbin gerçekten hazır olduğu sessiz bir zikrin, yalnızca sesle yapılan bir zikre göre daha derin olduğunu savunmuştur.
Bu iki görüş arasındaki ortak nokta şudur: Asıl olan zikrin kalple yapılmasıdır. Ses, kalbin huzuruna hizmet ediyorsa iyidir; kalbin gafil olduğu bir sesli zikir ise yalnızca şekilden ibarettir. Dolayısıyla sesli ya da sessiz olması ikincil bir meseledir; zikrin huşu içinde, Allah'ı gerçekten hatırlayarak yapılması asıl olandır.
Sabah-akşam zikirlerini, namaz tesbihatını veya günlük olarak belirlediğin diğer zikirleri sesli çekmek istiyorsan bunu rahatça yapabilirsin. Özellikle yalnız olduğunda ya da sessiz bir ortamda bulunduğunda sesli zikir, hem dikkatini toplamana hem de zikirden daha fazla verim almanı sağlayabilir. Ancak başkalarını rahatsız etmemek, gösteriş amacı taşımamak ve ortama uygun davranmak gerektiğini de göz önünde bulundurman önemlidir.
Sonuç olarak günlük zikirler sesli çekilebilir; bu konuda kesin bir yasak yoktur. Önemli olan, hangi yöntemi seçersen seç, zikrin kalple birlikte yapılmasıdır.
Hayır, tesbihatı sesli çekmek bid'at değildir. Sahih hadis kaynaklarında, Hz. Peygamber'in namaz sonrası tesbihlerin sesli söylenmesini tavsiye ettiğine dair rivayetler mevcuttur. Buhari ve Müslim'de bu konuya ilişkin nakiller bulunmaktadır.
Kur'an-ı Kerim'de Allah'ı zikretmek hem sessiz hem de sesli biçimde emredilmiştir. A'raf suresinin 205. ayetinde şöyle buyrulur: "Rabbini, içinden, yalvararak ve ürpererek, yüksek olmayan bir sesle sabah akşam zikret ve gafillerden olma." Bu ayet, zikrin yüksek sesle değil, orta ya da alçak bir sesle yapılmasının daha uygun olduğuna işaret etmektedir. Fakat bu ayet, sessiz zikrin tek geçerli yol olduğu anlamına gelmez; zikrin huşu içinde, kalp huzuruyla yapılması gerektiğine dikkat çeker.
Sesli Zikir Hadislerde Nasıl Ele Alınmış?
Hz. Peygamber döneminde sahabelerin zikri hem sesli hem de sessiz çektiği bilinmektedir. Sahih hadis kaynaklarında, özellikle namaz sonrası tesbihlerin (Sübhanallah, Elhamdülillah, Allahu Ekber) sesli biçimde çekildiğine dair rivayetler mevcuttur. Buhari ve Müslim'de yer alan rivayetlerde, Hz. Peygamber'in namaz sonrası bu zikirlerin sesli söylenmesini tavsiye ettiği aktarılmaktadır. Ayrıca toplu zikir meclislerinin Hz. Peygamber zamanında var olduğu ve bunların sesli yapıldığı da kaynaklarda geçmektedir.
Bununla birlikte bazı hadislerde gizli ve sessiz duanın daha makbul olduğuna işaret eden ifadeler de bulunmaktadır. Bu iki yaklaşım arasındaki denge, İslam âlimlerinin uzun yıllar boyunca üzerinde durduğu bir mesele olmuştur. Sonuç olarak ortaya çıkan genel kanı şudur: Zikrin sesli ya da sessiz olması, büyük ölçüde amaca, ortama ve niyet edilen zikrin türüne göre değişir.
Hangi Durumlarda Sesli, Hangi Durumlarda Sessiz Zikir Tercih Edilmeli?
Sesli zikir, başkalarını rahatsız etmediği sürece caizdir ve hatta bazı durumlarda teşvik edilmiştir. Örneğin namaz sonrası tesbihleri, ezan ve ikamet gibi uygulamalar sesli yapılan zikirlerdendir. Bunların yanı sıra kişi yalnız olduğunda veya zikri sesli söylemenin kendisini daha çok coşturup Allah'a yönelttiğini fark ettiğinde sesli zikri tercih etmesi makul görülmüştür.
Sessiz zikir ise özellikle şu durumlarda öne çıkar: Namaz kılan ya da uyuyan birinin yanındaysan, kalabalık bir ortamda bulunuyorsan ya da sesli zikrin riya (gösteriş) endişesi doğurabileceği bir durumda isen, sessiz zikir daha uygun kabul edilir. Ayrıca gece geç saatlerde aile fertlerini uyandırmamak için de sessiz zikir tercih edilebilir. Fıkıh âlimlerinin büyük çoğunluğu, başkasına zarar vermediği ve riya kastı taşımadığı sürece sesli zikrin caiz olduğu görüşündedir.
Sesli Zikrin Fazileti Var mıdır?
Bazı âlimler, zikrin sesli çekilmesinin kalbi daha çok uyardığını ve kişiyi zikirde daha dikkatli kıldığını belirtmiştir. İbn Kayyim el-Cevziyye, el-Vâbilü's-Sayyib adlı eserinde sesli zikrin kalbi harekete geçirme ve gaflet perdesini kaldırma bakımından etkili olduğunu ifade etmiştir. Öte yandan bazı âlimler, kalbin gerçekten hazır olduğu sessiz bir zikrin, yalnızca sesle yapılan bir zikre göre daha derin olduğunu savunmuştur.
Bu iki görüş arasındaki ortak nokta şudur: Asıl olan zikrin kalple yapılmasıdır. Ses, kalbin huzuruna hizmet ediyorsa iyidir; kalbin gafil olduğu bir sesli zikir ise yalnızca şekilden ibarettir. Dolayısıyla sesli ya da sessiz olması ikincil bir meseledir; zikrin huşu içinde, Allah'ı gerçekten hatırlayarak yapılması asıl olandır.
Günlük Zikirlerde Pratik Bir Yaklaşım
Sabah-akşam zikirlerini, namaz tesbihatını veya günlük olarak belirlediğin diğer zikirleri sesli çekmek istiyorsan bunu rahatça yapabilirsin. Özellikle yalnız olduğunda ya da sessiz bir ortamda bulunduğunda sesli zikir, hem dikkatini toplamana hem de zikirden daha fazla verim almanı sağlayabilir. Ancak başkalarını rahatsız etmemek, gösteriş amacı taşımamak ve ortama uygun davranmak gerektiğini de göz önünde bulundurman önemlidir.
Sonuç olarak günlük zikirler sesli çekilebilir; bu konuda kesin bir yasak yoktur. Önemli olan, hangi yöntemi seçersen seç, zikrin kalple birlikte yapılmasıdır.
Sıkça Sorulan Sorular
Tesbihatı sesli çekmek bid'at mıdır?
Hayır, tesbihatı sesli çekmek bid'at değildir. Sahih hadis kaynaklarında, Hz. Peygamber'in namaz sonrası tesbihlerin sesli söylenmesini tavsiye ettiğine dair rivayetler mevcuttur. Buhari ve Müslim'de bu konuya ilişkin nakiller bulunmaktadır.