SelinKilic
Kayıtlı Kullanıcı
İstihare duası adetliyken okunup okunamayacağı, pek çok kadının merak ettiği pratik bir sorudur. Kısa cevap şudur: İstihare namazı kılınamaz, ancak istihare duası tek başına adetli iken okunabilir. Namaz ve dua, İslam'da birbirinden ayrı ibadetlerdir; namazın şartlarına tabi olmayan bir dua, hayız halindeki kadına yasak değildir.
Bununla birlikte meselenin biraz daha açılması gerekir. Zira "istihare" denilince akla genellikle bütünü gelir: iki rekât namaz, ardından okunan dua. Oysa bu iki unsur ayrı ayrı değerlendirilebilir. Hayız halindeki bir kadın namaz kılamaz; bu, fıkıh kitaplarında tartışmasız biçimde yer alan bir hükümdür. Ancak namaz kılamamak, dua edemeyeceği anlamına gelmez.
İstihare, bir konuda hayırlı olanı Allah'tan istemek demektir. Kaynaklarda iki unsurdan oluştuğu görülür: iki rekât namaz ve ardından okunan dua. Buhari ve Müslim'de yer alan rivayette Hz. Peygamber, sahabeye önemli bir işe karar vermeden önce iki rekât namaz kılmalarını, ardından belirli bir dua okumalarını öğretmiştir. Dolayısıyla "istihare duası" diye bilinen metin, namazın bir parçası değil, namazın akabinde okunan müstakil bir duadır.
Bu ayrım pratikte önem taşır. Namaz kılma imkânı olmayan kişi, yine de dua edebilir. Nitekim klasik fıkıh eserlerinde hayız ve nifas halindeki kadının dua etmesine, zikir yapmasına, Kur'an'ı anlamak amacıyla okumasına dair herhangi bir yasak bulunmaz. Yasak, namazın kendisine yönelik olup duayı kapsamaz.
Evet, adetli bir kadın istihare duasını okuyabilir. Namaz kılamadığı için istiharenin tam sünnet şekliyle yapılması mümkün değildir; ancak dua kısmı okunabilir. Hanefî, Şafiî ve Mâlikî kaynaklarında hayız halindeki kadının dua etmesini engelleyen bir hüküm bulunmamaktadır.
Uygulamada iki yaklaşım öne çıkar. Birincisi, adet bittikten sonra guslü alıp istiharenin sünnet olan tam şeklini yerine getirmektir; bu mümkünse tercih edilir. İkincisi ise acil bir karar vermek zorunda kalındığında namaz kılmadan yalnızca istihare duasını okumaktır. Alimler arasında bu ikinci yolun caiz olduğu görüşü yaygındır; zira dua, namazın şartlarına bağlı değildir.
Buhari'de (Kitabü't-Teheccüd, 1166) rivayet edilen istihare duası şöyledir:
Arapça:
اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْتَخِيرُكَ بِعِلْمِكَ، وَأَسْتَقْدِرُكَ بِقُدْرَتِكَ، وَأَسْأَلُكَ مِنْ فَضْلِكَ الْعَظِيمِ، فَإِنَّكَ تَقْدِرُ وَلَا أَقْدِرُ، وَتَعْلَمُ وَلَا أَعْلَمُ، وَأَنْتَ عَلَّامُ الْغُيُوبِ. اللَّهُمَّ إِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ أَنَّ هَذَا الْأَمْرَ خَيْرٌ لِي فِي دِينِي وَمَعَاشِي وَعَاقِبَةِ أَمْرِي فَاقْدُرْهُ لِي وَيَسِّرْهُ لِي ثُمَّ بَارِكْ لِي فِيهِ، وَإِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ أَنَّ هَذَا الْأَمْرَ شَرٌّ لِي فِي دِينِي وَمَعَاشِي وَعَاقِبَةِ أَمْرِي فَاصْرِفْهُ عَنِّي وَاصْرِفْنِي عَنْهُ وَاقْدُرْ لِي الْخَيْرَ حَيْثُ كَانَ ثُمَّ أَرْضِنِي بِهِ
Okunuşu:
Allahümme innî estahîruke bi-ilmike ve estakdiruke bi-kudretike ve es'elüke min fadlikel-azîm. Fe-inneke takdiru ve lâ akdiru ve ta'lemü ve lâ a'lemü ve ente allâmül-ğuyûb. Allahümme in künte ta'lemü enne hâzel-emra hayrun lî fî dînî ve meâşî ve âkıbeti emrî fekdürhü lî ve yessirhü lî sümme bârik lî fîh. Ve in künte ta'lemü enne hâzel-emra şerrun lî fî dînî ve meâşî ve âkıbeti emrî fasrifhü annî vasrifnî anhü vekdür liyal-hayra haysis kâne sümme erdınî bih.
Anlamı:
"Allah'ım! Senin ilminle senden hayır dilerim, senin kudretinle güç isterim, büyük lütfundan yardım isterim. Sen güç yetirirsin, ben yetiremem; Sen bilirsin, ben bilemem; Sen gaybleri hakkıyla bilensin. Allah'ım! Bu işin benim için dinim, geçimim ve işimin sonucu bakımından hayırlı olduğunu biliyorsan onu bana nasip et, kolaylaştır ve içinde benim için bereket ver. Benim için kötü olduğunu biliyorsan onu benden uzaklaştır, beni de ondan uzaklaştır ve nerede olursa olsun benim için hayırlı olanı takdir et, sonra beni onunla
Bununla birlikte meselenin biraz daha açılması gerekir. Zira "istihare" denilince akla genellikle bütünü gelir: iki rekât namaz, ardından okunan dua. Oysa bu iki unsur ayrı ayrı değerlendirilebilir. Hayız halindeki bir kadın namaz kılamaz; bu, fıkıh kitaplarında tartışmasız biçimde yer alan bir hükümdür. Ancak namaz kılamamak, dua edemeyeceği anlamına gelmez.
İstihare Nedir, Dua mı Namaz mı?
İstihare, bir konuda hayırlı olanı Allah'tan istemek demektir. Kaynaklarda iki unsurdan oluştuğu görülür: iki rekât namaz ve ardından okunan dua. Buhari ve Müslim'de yer alan rivayette Hz. Peygamber, sahabeye önemli bir işe karar vermeden önce iki rekât namaz kılmalarını, ardından belirli bir dua okumalarını öğretmiştir. Dolayısıyla "istihare duası" diye bilinen metin, namazın bir parçası değil, namazın akabinde okunan müstakil bir duadır.
Bu ayrım pratikte önem taşır. Namaz kılma imkânı olmayan kişi, yine de dua edebilir. Nitekim klasik fıkıh eserlerinde hayız ve nifas halindeki kadının dua etmesine, zikir yapmasına, Kur'an'ı anlamak amacıyla okumasına dair herhangi bir yasak bulunmaz. Yasak, namazın kendisine yönelik olup duayı kapsamaz.
Adetliyken İstihare Duası Okunabilir mi?
Evet, adetli bir kadın istihare duasını okuyabilir. Namaz kılamadığı için istiharenin tam sünnet şekliyle yapılması mümkün değildir; ancak dua kısmı okunabilir. Hanefî, Şafiî ve Mâlikî kaynaklarında hayız halindeki kadının dua etmesini engelleyen bir hüküm bulunmamaktadır.
Uygulamada iki yaklaşım öne çıkar. Birincisi, adet bittikten sonra guslü alıp istiharenin sünnet olan tam şeklini yerine getirmektir; bu mümkünse tercih edilir. İkincisi ise acil bir karar vermek zorunda kalındığında namaz kılmadan yalnızca istihare duasını okumaktır. Alimler arasında bu ikinci yolun caiz olduğu görüşü yaygındır; zira dua, namazın şartlarına bağlı değildir.
İstihare Duasının Metni
Buhari'de (Kitabü't-Teheccüd, 1166) rivayet edilen istihare duası şöyledir:
Arapça:
اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْتَخِيرُكَ بِعِلْمِكَ، وَأَسْتَقْدِرُكَ بِقُدْرَتِكَ، وَأَسْأَلُكَ مِنْ فَضْلِكَ الْعَظِيمِ، فَإِنَّكَ تَقْدِرُ وَلَا أَقْدِرُ، وَتَعْلَمُ وَلَا أَعْلَمُ، وَأَنْتَ عَلَّامُ الْغُيُوبِ. اللَّهُمَّ إِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ أَنَّ هَذَا الْأَمْرَ خَيْرٌ لِي فِي دِينِي وَمَعَاشِي وَعَاقِبَةِ أَمْرِي فَاقْدُرْهُ لِي وَيَسِّرْهُ لِي ثُمَّ بَارِكْ لِي فِيهِ، وَإِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ أَنَّ هَذَا الْأَمْرَ شَرٌّ لِي فِي دِينِي وَمَعَاشِي وَعَاقِبَةِ أَمْرِي فَاصْرِفْهُ عَنِّي وَاصْرِفْنِي عَنْهُ وَاقْدُرْ لِي الْخَيْرَ حَيْثُ كَانَ ثُمَّ أَرْضِنِي بِهِ
Okunuşu:
Allahümme innî estahîruke bi-ilmike ve estakdiruke bi-kudretike ve es'elüke min fadlikel-azîm. Fe-inneke takdiru ve lâ akdiru ve ta'lemü ve lâ a'lemü ve ente allâmül-ğuyûb. Allahümme in künte ta'lemü enne hâzel-emra hayrun lî fî dînî ve meâşî ve âkıbeti emrî fekdürhü lî ve yessirhü lî sümme bârik lî fîh. Ve in künte ta'lemü enne hâzel-emra şerrun lî fî dînî ve meâşî ve âkıbeti emrî fasrifhü annî vasrifnî anhü vekdür liyal-hayra haysis kâne sümme erdınî bih.
Anlamı:
"Allah'ım! Senin ilminle senden hayır dilerim, senin kudretinle güç isterim, büyük lütfundan yardım isterim. Sen güç yetirirsin, ben yetiremem; Sen bilirsin, ben bilemem; Sen gaybleri hakkıyla bilensin. Allah'ım! Bu işin benim için dinim, geçimim ve işimin sonucu bakımından hayırlı olduğunu biliyorsan onu bana nasip et, kolaylaştır ve içinde benim için bereket ver. Benim için kötü olduğunu biliyorsan onu benden uzaklaştır, beni de ondan uzaklaştır ve nerede olursa olsun benim için hayırlı olanı takdir et, sonra beni onunla