SelinKilic
Kayıtlı Kullanıcı
Namazdan sonra tesbihat yapmak dinî açıdan sünnetle sabit bir uygulamadır; zorunlu değil ancak güçlü biçimde tavsiye edilmiştir. Hz. Peygamber'in (s.a.v.) farz namazların ardından belirli zikirleri okuduğu ve bunu ashabına da öğrettiği sahih hadislerle sabittir. Dolayısıyla tesbihat, namazın geçerliliği için şart olmasa da Sünnet'e uygun bir ibadet olarak değerini korumaktadır.
Tesbihat kelimesi, tesbih (sübhanallah), tahmid (elhamdülillah) ve tekbir (Allahu ekber) başta olmak üzere namaz sonrasında okunan zikirlerin bütününü ifade eder. Bu zikirler Kur'an'da doğrudan bir namaz sonrası ritüel olarak tarif edilmez; ancak Hz. Peygamber'in uygulaması ve sahih hadisler bu konuda yol gösterici niteliktedir.
Bu konudaki en temel hadislerden biri Ebû Hüreyre'den (r.a.) rivayet edilmektedir. Buna göre Hz. Peygamber (s.a.v.) her farz namazın ardından otuz üçer kez "Sübhânallah", "Elhamdülillah" ve "Allahu ekber" denmesini, ardından yüze tamamlamak için "Lâ ilâhe illallahu vahdehû lâ şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr" denmesini tavsiye etmiştir. Bu hadis Müslim'in Sahih'inde yer almaktadır (Müslim, Mesâcid, 146).
Bir başka rivayette ise Hz. Peygamber'in (s.a.v.) namazın ardından "Estağfirullah" diyerek üç kez istiğfar ettiği, ardından "Allahümme ente's-selâmü ve minke's-selâm, tebârekte yâ ze'l-celâli ve'l-ikrâm" dediği aktarılmaktadır. Bu rivayet de Müslim'de geçmektedir (Müslim, Mesâcid, 135).
Bu hadisler, namaz sonrası tesbihatın Hz. Peygamber'in bizzat yaptığı ve öğrettiği bir uygulama olduğunu ortaya koymaktadır.
Hayır, bozmaz. Dört mezhep de namaz sonrası tesbihatı farz veya vacip olarak değil, müstehap ya da sünnet olarak nitelendirmiştir. Tesbihat, namazın rükünleri veya vacipleri arasında sayılmaz. Namazı kılıp tesbihat yapmadan kalkan kişinin namazı geçerlidir; ancak sünnet olan bir uygulamayı terk etmiş olur.
Farz namazların ardından yaygın biçimde uygulanan ve hadislere dayanan tesbihat şu şekildedir:
33 kez: Sübhânallah (Arapça: سُبْحَانَ اللهِ) — Anlamı: Allah her türlü eksiklikten münezzehtir.
33 kez: Elhamdülillah (Arapça: اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ) — Anlamı: Her türlü hamd Allah'a aittir.
33 kez: Allahu ekber (Arapça: اَللّٰهُ أَكْبَرُ) — Anlamı: Allah en büyüktür.
Ardından yüze tamamlamak üzere bir kez:
Lâ ilâhe illallahu vahdehû lâ şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr.
(Arapça: لَا إِلَٰهَ إِلَّا اللهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ)
Anlamı: Allah'tan başka ilah yoktur; O tektir, ortağı yoktur. Mülk O'na aittir, hamd O'na aittir ve O her şeye kadirdir.
Bu tesbihat parmakla veya tespihle sayılabilir. Hz. Peygamber'in parmak boğumlarıyla saydığı ve bunu tavsiye ettiği hadislerde aktarılmaktadır (Ebû Dâvûd, Vitr, 26).
Alimler bu konuda farklı görüşler aktarmıştır. Hanefî mezhebine göre tesbihat sessiz yapılması daha faziletlidir; ancak imamın cemaate öğretme amacıyla sesli yapması caiz görülmüştür. Şafiî mezhebinde ise sesli yapılmasının sünnet olduğuna dair görüşler mevcuttur. Pratikte her iki uygulamaya da camilerden rastlanmaktadır. Önemli olan, zikirle meşgul olmak ve manayı düşünerek okumaktır.
Evet, okunabilir ve bu konuda özel bir teşvik mevcuttur. Ebû Ümâme'den (r.a.) rivayet edilen bir hadiste Hz. Peygamber'in (s.a.v.) şöyle buyurduğu aktarılmaktadır: "Her farz namazın ardından Âyetü'l-Kürsî'yi okuyan kişiyi cennete girmekten yalnızca ölüm alıkoyar." Bu rivayet Nesâî'nin el-Kübrâ'sında ve Taberânî'nin el-Mu'cemü'l-Kebîr'inde yer almaktadır. Hadisin senedi bazı âlimlerce tartışılmış olsa da sahih veya hasen olduğunu kabul eden hadis âlimleri de bulunmaktadır.
Tesbihat kelimesi, tesbih (sübhanallah), tahmid (elhamdülillah) ve tekbir (Allahu ekber) başta olmak üzere namaz sonrasında okunan zikirlerin bütününü ifade eder. Bu zikirler Kur'an'da doğrudan bir namaz sonrası ritüel olarak tarif edilmez; ancak Hz. Peygamber'in uygulaması ve sahih hadisler bu konuda yol gösterici niteliktedir.
Hangi Hadisler Namaz Sonrası Tesbihatı Destekler?
Bu konudaki en temel hadislerden biri Ebû Hüreyre'den (r.a.) rivayet edilmektedir. Buna göre Hz. Peygamber (s.a.v.) her farz namazın ardından otuz üçer kez "Sübhânallah", "Elhamdülillah" ve "Allahu ekber" denmesini, ardından yüze tamamlamak için "Lâ ilâhe illallahu vahdehû lâ şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr" denmesini tavsiye etmiştir. Bu hadis Müslim'in Sahih'inde yer almaktadır (Müslim, Mesâcid, 146).
Bir başka rivayette ise Hz. Peygamber'in (s.a.v.) namazın ardından "Estağfirullah" diyerek üç kez istiğfar ettiği, ardından "Allahümme ente's-selâmü ve minke's-selâm, tebârekte yâ ze'l-celâli ve'l-ikrâm" dediği aktarılmaktadır. Bu rivayet de Müslim'de geçmektedir (Müslim, Mesâcid, 135).
Bu hadisler, namaz sonrası tesbihatın Hz. Peygamber'in bizzat yaptığı ve öğrettiği bir uygulama olduğunu ortaya koymaktadır.
Tesbihatı Yapmamak Namazı Bozar mı?
Hayır, bozmaz. Dört mezhep de namaz sonrası tesbihatı farz veya vacip olarak değil, müstehap ya da sünnet olarak nitelendirmiştir. Tesbihat, namazın rükünleri veya vacipleri arasında sayılmaz. Namazı kılıp tesbihat yapmadan kalkan kişinin namazı geçerlidir; ancak sünnet olan bir uygulamayı terk etmiş olur.
Namaz Sonrası Tesbihat Nasıl Yapılır?
Farz namazların ardından yaygın biçimde uygulanan ve hadislere dayanan tesbihat şu şekildedir:
33 kez: Sübhânallah (Arapça: سُبْحَانَ اللهِ) — Anlamı: Allah her türlü eksiklikten münezzehtir.
33 kez: Elhamdülillah (Arapça: اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ) — Anlamı: Her türlü hamd Allah'a aittir.
33 kez: Allahu ekber (Arapça: اَللّٰهُ أَكْبَرُ) — Anlamı: Allah en büyüktür.
Ardından yüze tamamlamak üzere bir kez:
Lâ ilâhe illallahu vahdehû lâ şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr.
(Arapça: لَا إِلَٰهَ إِلَّا اللهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ)
Anlamı: Allah'tan başka ilah yoktur; O tektir, ortağı yoktur. Mülk O'na aittir, hamd O'na aittir ve O her şeye kadirdir.
Bu tesbihat parmakla veya tespihle sayılabilir. Hz. Peygamber'in parmak boğumlarıyla saydığı ve bunu tavsiye ettiği hadislerde aktarılmaktadır (Ebû Dâvûd, Vitr, 26).
Tesbihat Sesli mi Sessiz mi Yapılmalı?
Alimler bu konuda farklı görüşler aktarmıştır. Hanefî mezhebine göre tesbihat sessiz yapılması daha faziletlidir; ancak imamın cemaate öğretme amacıyla sesli yapması caiz görülmüştür. Şafiî mezhebinde ise sesli yapılmasının sünnet olduğuna dair görüşler mevcuttur. Pratikte her iki uygulamaya da camilerden rastlanmaktadır. Önemli olan, zikirle meşgul olmak ve manayı düşünerek okumaktır.
Âyetü'l-Kürsî Namaz Sonrası Okunabilir mi?
Evet, okunabilir ve bu konuda özel bir teşvik mevcuttur. Ebû Ümâme'den (r.a.) rivayet edilen bir hadiste Hz. Peygamber'in (s.a.v.) şöyle buyurduğu aktarılmaktadır: "Her farz namazın ardından Âyetü'l-Kürsî'yi okuyan kişiyi cennete girmekten yalnızca ölüm alıkoyar." Bu rivayet Nesâî'nin el-Kübrâ'sında ve Taberânî'nin el-Mu'cemü'l-Kebîr'inde yer almaktadır. Hadisin senedi bazı âlimlerce tartışılmış olsa da sahih veya hasen olduğunu kabul eden hadis âlimleri de bulunmaktadır.