OguzYalcin
Kayıtlı Kullanıcı
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) günde en az 70, çoğu rivayete göre ise 100 defa istiğfar ederdi. Bu sayı keyfi değil; bizzat O'nun ağzından aktarılan sahih hadislerle sabit bir gerçektir. Günahsız olduğu hâlde günde yüz kez "Estağfirullah" diyen bir Peygamber... Bu tablo, istiğfarın ne anlama geldiğini anlamak için başlı başına derin bir ders niteliği taşır.
Ebû Hureyre'den (r.a.) rivayet edilen hadiste Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: "Vallahi ben günde yetmişten fazla Allah'a istiğfar eder ve tövbe ederim." (Buhârî, Daavât, 3) Bir diğer rivayette ise bu sayı yüze ulaşmaktadır. İbn Ömer'den (r.a.) gelen hadiste Peygamberimizin tek bir mecliste yüz kez "Rabbi'ğfir lî ve tüb aleyye, inneke ente't-Tevvâbü'l-Ğafûr" dediği aktarılmaktadır. (Ebû Dâvûd, Vitir, 26; İbn Mâce, Edeb, 57)
Günahsız bir Peygamber'in bu denli yoğun istiğfar etmesi, ilk bakışta şaşırtıcı görünebilir. Ancak İslam âlimleri bu meseleyi asırlardır derinlemesine ele almıştır. Âlimlerin büyük çoğunluğuna göre Peygamberimizin istiğfarı, günahtan arınma amacı taşımıyordu; bu, Allah'a yakınlığın en üst mertebesinde bile sürdürülen bir kulluk bilincidir, O'na duyulan sonsuz şükrün ve bağlılığın dışavurumudur.
Bir başka boyutuyla değerlendirildiğinde bu istiğfar, manevi makamın yükseldikçe sorumluluğun da arttığının farkındalığından kaynaklanır. Tasavvuf geleneğinde buna "makamın hakkını vermek" denir. Peygamberimiz, ulaştığı her yüce manevi mertebede bir önceki haline kıyasla daha derin bir kulluk sorumluluğu hissediyordu. Bu yüzden O'nun istiğfarı, bizim istiğfarımızdan özce farklıdır; aynı kelimeler, bambaşka bir derinlik.
Hadis kaynaklarında Hz. Peygamber'in farklı zamanlarda okuduğu çeşitli istiğfar duaları rivayet edilmiştir. Bunların en meşhuru "Seyyidü'l-İstiğfar" olarak bilinir ve Buhârî'de yer alır.
Arapça:
اللَّهُمَّ أَنْتَ رَبِّي لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ، خَلَقْتَنِي وَأَنَا عَبْدُكَ، وَأَنَا عَلَى عَهْدِكَ وَوَعْدِكَ مَا اسْتَطَعْتُ، أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا صَنَعْتُ، أَبُوءُ لَكَ بِنِعْمَتِكَ عَلَيَّ وَأَبُوءُ بِذَنْبِي فَاغْفِرْ لِي فَإِنَّهُ لَا يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلَّا أَنْتَ
Okunuşu:
Allâhümme ente Rabbî, lâ ilâhe illâ ente, halaktenî ve ene abdüke, ve ene alâ ahdike ve va'dike mesteta'tü, eûzü bike min şerri mâ sana'tü, ebûü leke bini'metike aleyye ve ebûü bizenbî fağfirlî feinnehû lâ yağfirüzzünûbe illâ ente.
Anlamı:
"Allah'ım! Sen benim Rabbimsin. Senden başka ilah yoktur. Sen beni yarattın, ben Senin kulunum. Gücüm yettiğince Sana verdiğim söz ve ahit üzereyim. İşlediğim kötülüklerin şerrinden Sana sığınırım. Bana lütfettiğin nimetini kabul eder, günahımı da itiraf ederim. Beni bağışla; çünkü günahları ancak Sen bağışlarsın."
Kaynağı: Buhârî, Daavât, 2
Peygamberimizin sıkça tekrarladığı kısa istiğfar ise şudur:
Arapça: رَبِّ اغْفِرْ لِي وَتُبْ عَلَيَّ إِنَّكَ أَنْتَ التَّوَّابُ الْغَفُورُ
Okunuşu: Rabbi'ğfir lî ve tüb aleyye, inneke ente't-Tevvâbü'l-Ğafûr.
Anlamı: "Rabbim! Beni bağışla ve tövbemi kabul et. Şüphesiz Sen tövbeleri çok kabul eden, çok bağışlayansın."
Kaynağı: Ebû Dâvûd, Vitir, 26; İbn Mâce, Edeb, 57
Hadis kaynaklarında iki farklı sayı geçmektedir: 70 ve 100. Bu durum bir çelişki değildir. Hadis âlimleri bu iki rivayeti şu şekilde değerlendirmiştir: 70 sayısı Arapçada çokluk ve bolluk ifade etmek için kullanılan bir kalıptır; "çok fazla" anlamına gelir. 100 rakamı ise somut bir sayım olarak aktarılmıştır. Dolayısıyla her iki rivayet de birbirini destekler niteliktedir; Peygamberimizin istiğfarının günde en az 70, zaman zaman 100'e ulaştığı anlaşılmaktadır.
İbn Ömer rivayetinde geçen "
Ebû Hureyre'den (r.a.) rivayet edilen hadiste Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: "Vallahi ben günde yetmişten fazla Allah'a istiğfar eder ve tövbe ederim." (Buhârî, Daavât, 3) Bir diğer rivayette ise bu sayı yüze ulaşmaktadır. İbn Ömer'den (r.a.) gelen hadiste Peygamberimizin tek bir mecliste yüz kez "Rabbi'ğfir lî ve tüb aleyye, inneke ente't-Tevvâbü'l-Ğafûr" dediği aktarılmaktadır. (Ebû Dâvûd, Vitir, 26; İbn Mâce, Edeb, 57)
Peygamberimizin İstiğfar Etmesi Ne Anlama Gelir?
Günahsız bir Peygamber'in bu denli yoğun istiğfar etmesi, ilk bakışta şaşırtıcı görünebilir. Ancak İslam âlimleri bu meseleyi asırlardır derinlemesine ele almıştır. Âlimlerin büyük çoğunluğuna göre Peygamberimizin istiğfarı, günahtan arınma amacı taşımıyordu; bu, Allah'a yakınlığın en üst mertebesinde bile sürdürülen bir kulluk bilincidir, O'na duyulan sonsuz şükrün ve bağlılığın dışavurumudur.
Bir başka boyutuyla değerlendirildiğinde bu istiğfar, manevi makamın yükseldikçe sorumluluğun da arttığının farkındalığından kaynaklanır. Tasavvuf geleneğinde buna "makamın hakkını vermek" denir. Peygamberimiz, ulaştığı her yüce manevi mertebede bir önceki haline kıyasla daha derin bir kulluk sorumluluğu hissediyordu. Bu yüzden O'nun istiğfarı, bizim istiğfarımızdan özce farklıdır; aynı kelimeler, bambaşka bir derinlik.
Peygamberimizin Okuduğu İstiğfar Duaları
Hadis kaynaklarında Hz. Peygamber'in farklı zamanlarda okuduğu çeşitli istiğfar duaları rivayet edilmiştir. Bunların en meşhuru "Seyyidü'l-İstiğfar" olarak bilinir ve Buhârî'de yer alır.
Arapça:
اللَّهُمَّ أَنْتَ رَبِّي لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ، خَلَقْتَنِي وَأَنَا عَبْدُكَ، وَأَنَا عَلَى عَهْدِكَ وَوَعْدِكَ مَا اسْتَطَعْتُ، أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا صَنَعْتُ، أَبُوءُ لَكَ بِنِعْمَتِكَ عَلَيَّ وَأَبُوءُ بِذَنْبِي فَاغْفِرْ لِي فَإِنَّهُ لَا يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلَّا أَنْتَ
Okunuşu:
Allâhümme ente Rabbî, lâ ilâhe illâ ente, halaktenî ve ene abdüke, ve ene alâ ahdike ve va'dike mesteta'tü, eûzü bike min şerri mâ sana'tü, ebûü leke bini'metike aleyye ve ebûü bizenbî fağfirlî feinnehû lâ yağfirüzzünûbe illâ ente.
Anlamı:
"Allah'ım! Sen benim Rabbimsin. Senden başka ilah yoktur. Sen beni yarattın, ben Senin kulunum. Gücüm yettiğince Sana verdiğim söz ve ahit üzereyim. İşlediğim kötülüklerin şerrinden Sana sığınırım. Bana lütfettiğin nimetini kabul eder, günahımı da itiraf ederim. Beni bağışla; çünkü günahları ancak Sen bağışlarsın."
Kaynağı: Buhârî, Daavât, 2
Peygamberimizin sıkça tekrarladığı kısa istiğfar ise şudur:
Arapça: رَبِّ اغْفِرْ لِي وَتُبْ عَلَيَّ إِنَّكَ أَنْتَ التَّوَّابُ الْغَفُورُ
Okunuşu: Rabbi'ğfir lî ve tüb aleyye, inneke ente't-Tevvâbü'l-Ğafûr.
Anlamı: "Rabbim! Beni bağışla ve tövbemi kabul et. Şüphesiz Sen tövbeleri çok kabul eden, çok bağışlayansın."
Kaynağı: Ebû Dâvûd, Vitir, 26; İbn Mâce, Edeb, 57
Günde 70 mi, 100 mü? İki Rivayet Arasındaki Fark
Hadis kaynaklarında iki farklı sayı geçmektedir: 70 ve 100. Bu durum bir çelişki değildir. Hadis âlimleri bu iki rivayeti şu şekilde değerlendirmiştir: 70 sayısı Arapçada çokluk ve bolluk ifade etmek için kullanılan bir kalıptır; "çok fazla" anlamına gelir. 100 rakamı ise somut bir sayım olarak aktarılmıştır. Dolayısıyla her iki rivayet de birbirini destekler niteliktedir; Peygamberimizin istiğfarının günde en az 70, zaman zaman 100'e ulaştığı anlaşılmaktadır.
İbn Ömer rivayetinde geçen "