OguzYalcin
Kayıtlı Kullanıcı
Salavat-ı şerife, Hz. Peygamber'e (s.a.v.) salât ve selam getirmek anlamına gelir. Kısaca söylemek gerekirse "salavat", Allah'ın Peygamber'e rahmet etmesi ve meleklerin ona dua etmesi demektir; "şerife" ise bu salavatın şerefli, yüce olduğunu vurgular. Kur'an-ı Kerim'de bu konuda açık bir emir bulunur: "Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber'e salât ediyorlar. Ey iman edenler! Siz de ona salât edin ve tam bir teslimiyetle selam verin." (Ahzab Suresi, 56. ayet) Yani salavat-ı şerife getirmek, bir gelenek ya da tavsiyeden öte, Kur'an'ın doğrudan emrettiği bir ibadettir.
Salavatın Türkçe karşılığına bakıldığında üç ayrı anlam katmanı görülür. "Salât" kelimesi Arapçada hem namaz hem de dua anlamına gelir; ancak salavat bağlamında kullanıldığında Allah'ın Peygamber'e rahmet etmesi, onu yüceltmesi demektir. "Selam" ise esenlik, barış ve Allah'ın koruması anlamını taşır. Bu iki unsur bir arada söylendiğinde Peygamber'e hem rahmet hem esenlik dilemiş olunur.
En yaygın bilinen salavat metni, namaz teşehhüdünde okunan ve "Salavatı İbrahimiyye" olarak anılan formdur. Sahih hadis kaynaklarında Ka'b b. Ucre'den rivayet edilen bu metin Buhari ve Müslim'de geçmektedir.
Arapça:
اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ، اللَّهُمَّ بَارِكْ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ كَمَا بَارَكْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ
Okunuşu:
Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed, kemâ salleyte alâ İbrâhîme ve alâ âli İbrâhîm, inneke Hamîdün Mecîd. Allahümme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed, kemâ bârekte alâ İbrâhîme ve alâ âli İbrâhîm, inneke Hamîdün Mecîd.
Anlamı:
"Allah'ım! İbrahim'e ve İbrahim'in ailesine salât ettiğin gibi Muhammed'e ve Muhammed'in ailesine de salât et. Şüphesiz sen Hamîd'sin, Mecîd'sin. Allah'ım! İbrahim'e ve İbrahim'in ailesine bereket verdiğin gibi Muhammed'e ve Muhammed'in ailesine de bereket ver. Şüphesiz sen Hamîd'sin, Mecîd'sin."
Kaynağı:
Buhari, Daavât 32; Müslim, Salât 65
Günlük hayatta daha kısa olarak kullanılan "Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammed" ya da yalnızca "sallallahu aleyhi ve sellem" ifadeleri de salavat kapsamında değerlendirilir. Ancak namaz içinde okunacak salavat için İbrahimiyye formunun esas alınması daha doğrudur.
Salavat-ı şerifenin anlamını tam kavramak için "salât" ve "selam" kelimelerini ayrı ayrı düşünmek gerekir. Salât, Allah'tan geldiğinde rahmet ve yüceltme anlamı taşır; meleklerden geldiğinde dua ve istiğfar anlamına gelir; kuldan geldiğinde ise Allah'tan Peygamber'e rahmet dileme isteğini ifade eder. Yani bir insan salavat getirdiğinde aslında "Ya Rabbi, Peygamberini yücelt, ona rahmetini ulaştır" demiş olur.
Selam ise esenlik ve güvende olma dileğidir. "Aleyhisselam" ifadesindeki "selam" da aynı kökten gelir. Salavat ve selam birlikte getirildiğinde hem rahmet hem esenlik dilenerek Peygamber'e olan bağlılık ve saygı dile getirilmiş olur.
Ahzab Suresi'nin 56. ayeti bu konuda temel referanstır ve salavat getirmeyi açıkça emreder. Hadis literatüründe ise salavat getirmenin faziletiyle ilgili çok sayıda rivayet bulunur. Bunlardan biri Müslim'de geçen şu rivayettir: Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: "Kim bana bir kez salât getirirse Allah ona on kat rahmet eder." (Müslim, Salât 70)
Ayrıca Cuma günleri salavat getirmeye özel önem atfeden rivayetler de sahih kaynaklarda yer alır. Ebu Davud'da geçen bir hadiste Hz. Peygamber, Cuma günü kendisine çokça salavat getirilmesini tavsiye etmiştir. (Ebu Davud, Salât 207)
Bu rivayetlere dayanarak salavat getirmenin yalnızca namaz içinde değil, günlük hayatın her anında yapılabilecek bir ibadet olduğu anlaşılır.
Salavat getirmenin belirli bir vakti yoktur; her zaman okunabilir. Bununla birlikte bazı durumlar özellikle öne çı
Salavatın Türkçe karşılığına bakıldığında üç ayrı anlam katmanı görülür. "Salât" kelimesi Arapçada hem namaz hem de dua anlamına gelir; ancak salavat bağlamında kullanıldığında Allah'ın Peygamber'e rahmet etmesi, onu yüceltmesi demektir. "Selam" ise esenlik, barış ve Allah'ın koruması anlamını taşır. Bu iki unsur bir arada söylendiğinde Peygamber'e hem rahmet hem esenlik dilemiş olunur.
Salavat-ı Şerifenin Arapçası, Okunuşu ve Anlamı
En yaygın bilinen salavat metni, namaz teşehhüdünde okunan ve "Salavatı İbrahimiyye" olarak anılan formdur. Sahih hadis kaynaklarında Ka'b b. Ucre'den rivayet edilen bu metin Buhari ve Müslim'de geçmektedir.
Arapça:
اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ، اللَّهُمَّ بَارِكْ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ كَمَا بَارَكْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ
Okunuşu:
Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed, kemâ salleyte alâ İbrâhîme ve alâ âli İbrâhîm, inneke Hamîdün Mecîd. Allahümme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed, kemâ bârekte alâ İbrâhîme ve alâ âli İbrâhîm, inneke Hamîdün Mecîd.
Anlamı:
"Allah'ım! İbrahim'e ve İbrahim'in ailesine salât ettiğin gibi Muhammed'e ve Muhammed'in ailesine de salât et. Şüphesiz sen Hamîd'sin, Mecîd'sin. Allah'ım! İbrahim'e ve İbrahim'in ailesine bereket verdiğin gibi Muhammed'e ve Muhammed'in ailesine de bereket ver. Şüphesiz sen Hamîd'sin, Mecîd'sin."
Kaynağı:
Buhari, Daavât 32; Müslim, Salât 65
Günlük hayatta daha kısa olarak kullanılan "Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammed" ya da yalnızca "sallallahu aleyhi ve sellem" ifadeleri de salavat kapsamında değerlendirilir. Ancak namaz içinde okunacak salavat için İbrahimiyye formunun esas alınması daha doğrudur.
"Salât" ve "Selam" Kelimeleri Ne Anlama Gelir?
Salavat-ı şerifenin anlamını tam kavramak için "salât" ve "selam" kelimelerini ayrı ayrı düşünmek gerekir. Salât, Allah'tan geldiğinde rahmet ve yüceltme anlamı taşır; meleklerden geldiğinde dua ve istiğfar anlamına gelir; kuldan geldiğinde ise Allah'tan Peygamber'e rahmet dileme isteğini ifade eder. Yani bir insan salavat getirdiğinde aslında "Ya Rabbi, Peygamberini yücelt, ona rahmetini ulaştır" demiş olur.
Selam ise esenlik ve güvende olma dileğidir. "Aleyhisselam" ifadesindeki "selam" da aynı kökten gelir. Salavat ve selam birlikte getirildiğinde hem rahmet hem esenlik dilenerek Peygamber'e olan bağlılık ve saygı dile getirilmiş olur.
Salavat Getirmenin Kur'an ve Hadislerdeki Yeri
Ahzab Suresi'nin 56. ayeti bu konuda temel referanstır ve salavat getirmeyi açıkça emreder. Hadis literatüründe ise salavat getirmenin faziletiyle ilgili çok sayıda rivayet bulunur. Bunlardan biri Müslim'de geçen şu rivayettir: Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: "Kim bana bir kez salât getirirse Allah ona on kat rahmet eder." (Müslim, Salât 70)
Ayrıca Cuma günleri salavat getirmeye özel önem atfeden rivayetler de sahih kaynaklarda yer alır. Ebu Davud'da geçen bir hadiste Hz. Peygamber, Cuma günü kendisine çokça salavat getirilmesini tavsiye etmiştir. (Ebu Davud, Salât 207)
Bu rivayetlere dayanarak salavat getirmenin yalnızca namaz içinde değil, günlük hayatın her anında yapılabilecek bir ibadet olduğu anlaşılır.
Salavat-ı Şerife Ne Zaman Okunur?
Salavat getirmenin belirli bir vakti yoktur; her zaman okunabilir. Bununla birlikte bazı durumlar özellikle öne çı