DenizAksoy
Kayıtlı Kullanıcı
Salavat-ı şerife, Hz. Peygamber'e (s.a.v.) salât ve selâm getirmek anlamına gelir. Kısaca "salavat" olarak da bilinen bu uygulama; Arapça "salât" kökünden gelir ve Allah'ın Peygamber'e rahmet etmesi, meleklerin ona dua etmesi, müminlerin de ona salât ve selâm getirmesi anlamını taşır. Kur'an-ı Kerim'de bu konuda açık bir emir bulunur: "Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber'e salât ederler. Ey iman edenler! Siz de ona salât edin, tam bir teslimiyetle selâm verin." (Ahzab Suresi, 56. ayet) Bu ayet, salavatın yalnızca bir gelenek değil, doğrudan ilahi bir emir olduğunu ortaya koyar.
Salavatın en temel ve yaygın biçimi namazda okunan Salli-Bârik dualarıdır. Bunların dışında günlük hayatta da okunabilen çeşitli salavat formları vardır.
Günlük hayatta en sık kullanılan kısa salavat şu şekildedir:
Arapça:
اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ
Okunuşu:
Allâhümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed.
Anlamı:
"Allah'ım! Muhammed'e ve Muhammed'in âline salât et (rahmet eyle)."
Namazlarda okunan uzun salavat ise Salli ve Bârik dualarından oluşur. Bunlar Kütüb-i Sitte'de yer alan hadislerde rivayet edilmiş olup namazın tahiyyatında okunur.
Arapça (Salli):
اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ
Okunuşu:
Allâhümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammedin kemâ salleyte alâ İbrâhîme ve alâ âli İbrâhîm, inneke Hamîdün Mecîd.
Anlamı:
"Allah'ım! İbrahim'e ve İbrahim'in âline salât ettiğin gibi Muhammed'e ve Muhammed'in âline de salât et. Şüphesiz sen Hamîd'sin, Mecîd'sin."
Arapça (Bârik):
اللَّهُمَّ بَارِكْ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ كَمَا بَارَكْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ
Okunuşu:
Allâhümme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammedin kemâ bârekte alâ İbrâhîme ve alâ âli İbrâhîm, inneke Hamîdün Mecîd.
Anlamı:
"Allah'ım! İbrahim'e ve İbrahim'in âline bereketler verdiğin gibi Muhammed'e ve Muhammed'in âline de bereketler ver. Şüphesiz sen Hamîd'sin, Mecîd'sin."
Kaynağı: Buhârî, Enbiyâ, 10; Müslim, Salât, 65.
Ahzab Suresi'nin 56. ayeti salavatın farz olmasa da güçlü bir dinî yükümlülük taşıdığını gösterir. Âlimler bu ayetin hükmünü tartışmış; namazda salavatın farz ya da vacip olduğunu savunanlar bulunduğu gibi, namazın dışındaki salavatın ise hayatta en az bir kez yerine getirilmesi gereken bir yükümlülük olduğunu söyleyenler de olmuştur. Genel kanaat, Hz. Peygamber'in adı her anıldığında salavat getirmenin kuvvetle müstehap olduğu yönündedir.
Hadis kaynaklarında salavatın fazileti hakkında pek çok rivayet bulunur. Bunlardan biri şu şekildedir: "Kim bana bir kez salât getirirse Allah ona on kez salât eder, on günahı silinir ve on derece yükseltilir." (Nesâî, Sehv, 55; Ahmed b. Hanbel, Müsned) Bu rivayet, salavatın yalnızca bir tazim ifadesi olmadığını, aynı zamanda manevi bir kazanım vesilesi olarak değerlendirildiğini ortaya koyar.
Salavatın okunması gereken ya da okunmasının faziletli sayıldığı durumlar hadis ve fıkıh kaynaklarında çeşitli biçimlerde ele alınmıştır. Bunların başında namaz gelir; tahiyyat duasının ardından Salli ve Bârik duaları okunur. Bunun dışında Hz. Peygamber'in adı her anıldığında salavat getirilmesi yaygın bir uygulama olup bu konudaki rivayetler sahih hadis kaynaklarında yer almaktadır.
Cuma günü ve gecesinde salavat getirmenin fazileti konusunda da hadisler rivayet edilmiştir. Ebû Dâvûd ve Nesâî'de yer alan rivayetlerde Cuma günü salavatın çoğaltılması tavsiye edilmiştir. Ezandan sonra salavat getirilmesi de sünnet olarak kabul görmüştür. Duanın başında ve sonunda salavat okunması ise âlimlerin büyük çoğunluğu tarafından tavsiye edilmiştir; zira bu uygulama duanın kabulüne vesile olarak değerlendirilir.
Salavatın en temel ve yaygın biçimi namazda okunan Salli-Bârik dualarıdır. Bunların dışında günlük hayatta da okunabilen çeşitli salavat formları vardır.
Salavat-ı Şerifenin Arapçası, Okunuşu ve Anlamı
Günlük hayatta en sık kullanılan kısa salavat şu şekildedir:
Arapça:
اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ
Okunuşu:
Allâhümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed.
Anlamı:
"Allah'ım! Muhammed'e ve Muhammed'in âline salât et (rahmet eyle)."
Namazlarda okunan uzun salavat ise Salli ve Bârik dualarından oluşur. Bunlar Kütüb-i Sitte'de yer alan hadislerde rivayet edilmiş olup namazın tahiyyatında okunur.
Arapça (Salli):
اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ
Okunuşu:
Allâhümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammedin kemâ salleyte alâ İbrâhîme ve alâ âli İbrâhîm, inneke Hamîdün Mecîd.
Anlamı:
"Allah'ım! İbrahim'e ve İbrahim'in âline salât ettiğin gibi Muhammed'e ve Muhammed'in âline de salât et. Şüphesiz sen Hamîd'sin, Mecîd'sin."
Arapça (Bârik):
اللَّهُمَّ بَارِكْ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ كَمَا بَارَكْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ
Okunuşu:
Allâhümme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammedin kemâ bârekte alâ İbrâhîme ve alâ âli İbrâhîm, inneke Hamîdün Mecîd.
Anlamı:
"Allah'ım! İbrahim'e ve İbrahim'in âline bereketler verdiğin gibi Muhammed'e ve Muhammed'in âline de bereketler ver. Şüphesiz sen Hamîd'sin, Mecîd'sin."
Kaynağı: Buhârî, Enbiyâ, 10; Müslim, Salât, 65.
Salavat Getirmenin Dinî Dayanağı
Ahzab Suresi'nin 56. ayeti salavatın farz olmasa da güçlü bir dinî yükümlülük taşıdığını gösterir. Âlimler bu ayetin hükmünü tartışmış; namazda salavatın farz ya da vacip olduğunu savunanlar bulunduğu gibi, namazın dışındaki salavatın ise hayatta en az bir kez yerine getirilmesi gereken bir yükümlülük olduğunu söyleyenler de olmuştur. Genel kanaat, Hz. Peygamber'in adı her anıldığında salavat getirmenin kuvvetle müstehap olduğu yönündedir.
Hadis kaynaklarında salavatın fazileti hakkında pek çok rivayet bulunur. Bunlardan biri şu şekildedir: "Kim bana bir kez salât getirirse Allah ona on kez salât eder, on günahı silinir ve on derece yükseltilir." (Nesâî, Sehv, 55; Ahmed b. Hanbel, Müsned) Bu rivayet, salavatın yalnızca bir tazim ifadesi olmadığını, aynı zamanda manevi bir kazanım vesilesi olarak değerlendirildiğini ortaya koyar.
Salavat Ne Zaman Okunur?
Salavatın okunması gereken ya da okunmasının faziletli sayıldığı durumlar hadis ve fıkıh kaynaklarında çeşitli biçimlerde ele alınmıştır. Bunların başında namaz gelir; tahiyyat duasının ardından Salli ve Bârik duaları okunur. Bunun dışında Hz. Peygamber'in adı her anıldığında salavat getirilmesi yaygın bir uygulama olup bu konudaki rivayetler sahih hadis kaynaklarında yer almaktadır.
Cuma günü ve gecesinde salavat getirmenin fazileti konusunda da hadisler rivayet edilmiştir. Ebû Dâvûd ve Nesâî'de yer alan rivayetlerde Cuma günü salavatın çoğaltılması tavsiye edilmiştir. Ezandan sonra salavat getirilmesi de sünnet olarak kabul görmüştür. Duanın başında ve sonunda salavat okunması ise âlimlerin büyük çoğunluğu tarafından tavsiye edilmiştir; zira bu uygulama duanın kabulüne vesile olarak değerlendirilir.