DenizAksoy
Kayıtlı Kullanıcı
Salavat-ı Şerife'nin Arapça yazılışı şöyledir: اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ Bu, en yaygın bilinen ve hadislerde geçen temel salavat formudur. Peygamber Efendimiz'e (s.a.v.) salavat getirmenin farziyeti Kur'an'da açıkça emredilmiş, okunuş biçimleri ise hadislerde ayrıntılı biçimde aktarılmıştır.
Ahzab Suresi'nin 56. ayetinde Allah Teâlâ şöyle buyurur: "Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber'e salât ederler. Ey iman edenler! Siz de ona salât edin ve tam bir teslimiyetle selâm verin." (Ahzab, 33/56) Bu ayet, salavat getirmenin yalnızca bir gelenek değil, doğrudan ilahi bir emir olduğunu ortaya koymaktadır. Salavat-ı Şerife'nin nasıl okunacağı ise Kur'an'da belirlenmemiş; bunun yerine Hz. Peygamber'in bizzat öğrettiği formlar hadis kaynaklarında yer almaktadır.
Hadis kaynaklarında Hz. Peygamber'in ashabına öğrettiği en temel salavat formu Sahih-i Buhari ve Sahih-i Müslim'de geçmektedir. Sahabeler "Ya Resulallah, sana nasıl salavat getirelim?" diye sorduklarında Efendimiz şu şekilde cevap vermiştir:
Arapça:
اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ اللَّهُمَّ بَارِكْ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ كَمَا بَارَكْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ
Okunuşu:
Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed, kemâ salleyte alâ İbrâhîme ve alâ âli İbrâhîm, inneke hamîdün mecîd. Allahümme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed, kemâ bârekte alâ İbrâhîme ve alâ âli İbrâhîm, inneke hamîdün mecîd.
Anlamı:
"Allah'ım! İbrahim'e ve İbrahim'in âline salât ettiğin gibi Muhammed'e ve Muhammed'in âline de salât et. Şüphesiz sen hamîd ve mecîdsin. Allah'ım! İbrahim'e ve İbrahim'in âline bereket verdiğin gibi Muhammed'e ve Muhammed'in âline de bereket ver. Şüphesiz sen hamîd ve mecîdsin."
Kaynağı:
Sahih-i Buhari, Enbiya 10; Sahih-i Müslim, Salât 65
Bu form, namazda teşehhüdün ardından okunan salavat olarak da bilinmekte ve İbrahimî salavat adıyla anılmaktadır. Namazda okunması fıkıh mezheplerinin çoğuna göre sünnet, Şafii mezhebine göre ise farzdır.
Günlük hayatta, namaz dışında ve zikirde sıkça kullanılan daha kısa salavat formları da hadis ve fıkıh kaynaklarında yer almaktadır. Bunların en bilineni şudur:
Arapça:
اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ
Okunuşu:
Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed.
Bu formun yanı sıra yalnızca şu ifadeyi kullanmak da yaygındır:
Arapça:
صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
Okunuşu:
Sallallahu aleyhi ve sellem.
Anlamı:
"Allah'ın salâtı ve selâmı onun üzerine olsun."
Bu kısa form, özellikle Hz. Peygamber'in adı anıldığında söylenen salavattır. Hadis metinlerinde ve İslami yazılarda Peygamber'in adından sonra yaygın biçimde kullanılır.
"Salavat", "salât" kelimesinin çoğuludur. Salât; Allah'tan geldiğinde rahmet ve övgü, meleklerden geldiğinde istiğfar ve dua, müminlerden geldiğinde ise Hz. Peygamber'e yönelik dua ve tazim anlamına gelir. Bu üç anlam katmanı, Ahzab Suresi 56. ayette bir arada kullanılmıştır; ayette Allah'ın, meleklerin ve müminlerin aynı fiili farklı düzeylerde gerçekleştirdiği ifade edilmektedir.
Salavat getirmek, yalnızca bir dua alışkanlığı değil; Kur'an'ın açık emrine uymaktır. Bu nedenle salavat, İslam'daki ibadet pratikleri içinde özel bir yere sahiptir ve herhangi bir zikir veya duadan farklı bir statüde değerlendirilir.
Salavat getirmenin belirli vakitlerde okunması gerektiğine dair hadislerde çeşitli bağlamlar aktarılmıştır. Namazda teşehhüdün ardından okunması bu
Ahzab Suresi'nin 56. ayetinde Allah Teâlâ şöyle buyurur: "Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber'e salât ederler. Ey iman edenler! Siz de ona salât edin ve tam bir teslimiyetle selâm verin." (Ahzab, 33/56) Bu ayet, salavat getirmenin yalnızca bir gelenek değil, doğrudan ilahi bir emir olduğunu ortaya koymaktadır. Salavat-ı Şerife'nin nasıl okunacağı ise Kur'an'da belirlenmemiş; bunun yerine Hz. Peygamber'in bizzat öğrettiği formlar hadis kaynaklarında yer almaktadır.
Salavat-ı Şerife Arapça Yazılışı ve Okunuşu
Hadis kaynaklarında Hz. Peygamber'in ashabına öğrettiği en temel salavat formu Sahih-i Buhari ve Sahih-i Müslim'de geçmektedir. Sahabeler "Ya Resulallah, sana nasıl salavat getirelim?" diye sorduklarında Efendimiz şu şekilde cevap vermiştir:
Arapça:
اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ اللَّهُمَّ بَارِكْ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ كَمَا بَارَكْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ
Okunuşu:
Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed, kemâ salleyte alâ İbrâhîme ve alâ âli İbrâhîm, inneke hamîdün mecîd. Allahümme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed, kemâ bârekte alâ İbrâhîme ve alâ âli İbrâhîm, inneke hamîdün mecîd.
Anlamı:
"Allah'ım! İbrahim'e ve İbrahim'in âline salât ettiğin gibi Muhammed'e ve Muhammed'in âline de salât et. Şüphesiz sen hamîd ve mecîdsin. Allah'ım! İbrahim'e ve İbrahim'in âline bereket verdiğin gibi Muhammed'e ve Muhammed'in âline de bereket ver. Şüphesiz sen hamîd ve mecîdsin."
Kaynağı:
Sahih-i Buhari, Enbiya 10; Sahih-i Müslim, Salât 65
Bu form, namazda teşehhüdün ardından okunan salavat olarak da bilinmekte ve İbrahimî salavat adıyla anılmaktadır. Namazda okunması fıkıh mezheplerinin çoğuna göre sünnet, Şafii mezhebine göre ise farzdır.
Kısa Salavat Formları ve Arapça Yazılışları
Günlük hayatta, namaz dışında ve zikirde sıkça kullanılan daha kısa salavat formları da hadis ve fıkıh kaynaklarında yer almaktadır. Bunların en bilineni şudur:
Arapça:
اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ
Okunuşu:
Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed.
Bu formun yanı sıra yalnızca şu ifadeyi kullanmak da yaygındır:
Arapça:
صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
Okunuşu:
Sallallahu aleyhi ve sellem.
Anlamı:
"Allah'ın salâtı ve selâmı onun üzerine olsun."
Bu kısa form, özellikle Hz. Peygamber'in adı anıldığında söylenen salavattır. Hadis metinlerinde ve İslami yazılarda Peygamber'in adından sonra yaygın biçimde kullanılır.
"Salavat" Kelimesinin Anlamı ve Ayet Bağlamı
"Salavat", "salât" kelimesinin çoğuludur. Salât; Allah'tan geldiğinde rahmet ve övgü, meleklerden geldiğinde istiğfar ve dua, müminlerden geldiğinde ise Hz. Peygamber'e yönelik dua ve tazim anlamına gelir. Bu üç anlam katmanı, Ahzab Suresi 56. ayette bir arada kullanılmıştır; ayette Allah'ın, meleklerin ve müminlerin aynı fiili farklı düzeylerde gerçekleştirdiği ifade edilmektedir.
Salavat getirmek, yalnızca bir dua alışkanlığı değil; Kur'an'ın açık emrine uymaktır. Bu nedenle salavat, İslam'daki ibadet pratikleri içinde özel bir yere sahiptir ve herhangi bir zikir veya duadan farklı bir statüde değerlendirilir.
Salavat-ı Şerife Ne Zaman Okunur?
Salavat getirmenin belirli vakitlerde okunması gerektiğine dair hadislerde çeşitli bağlamlar aktarılmıştır. Namazda teşehhüdün ardından okunması bu